İstakozlar, bir çok kişi tarafından genel olarak lezzetli ve pahalı bir yemek olarak bilinirler. Ama değişik görünümlerine ve “denizin karafatmaları” olarak adlandırılmalarına rağmen aslında çok ilginç ve karmaşık hayvanlardır.
Mesela bir istakoz’un kıskaçları bir kaç değişik biçimde olabilir. Mesela bir kesici, bir ezici, veya iki kesici vs. gibi. İstakozların dört anteni vardır. Bu anten üzerindeki ince tüyler aracılığı ile avlarındaki amina asitleri hissedebilirler. Avları ise yüzün üstünde farklı çesitten oluşmaktadır. Arada sırada bitkileri ve hatta kendi türlerini de yiyebilirler (Bu yüzden markette gördüklerinizin kıskaçlarında lastikler var). Bir istakozun ağzında diş yoktur, bunu yerine dişleri midesindedir. Bazen yemeğini gömerek bir kaç gün aynı yemek ile idare edebilir. Değiştirdiği kabuklarını da yer. Bu kabuklar büyük bir kalsiyum deposudur. Saldırıya uğradığında veya köşeye sıkıştığında uzuvlarını geride bırakarak kaçabilir. Bu uzuvlar daha sonra yeniden çıkar. Bu yüzden bir istakozu öldürmenin en kolay yolu canlı olarak kaynar suya atmak veya dikey olarak ikiye bölmektir. İstakozların acıyı hissedip hissetmedikleri ise şu an için bilemiyoruz. Ama gene de istakozları canlı olarak kaynatmak bir çok yerde yasaklanmış durumda.
Daha da ilginci var. Devamı için tıklayın

Bir çok şeyi kullanırken nereden ve nasıl çıktıklarını bilmiyoruz, pek de merak etmiyoruz. Sandviç de bunlardan biri. Dünya’nın en popüler yemeklerinden biri olmasına rağmen bu garip ismin nereden çıktığını hiç merak ettiniz mi? Ben de etmemiştim. Diğer bir tutkum olan briç ile ilgili bir araştırma için internette dolaşırken birden karşıma çıktı. Artık sandviç ne demek, biliyorum.
18. Yüzyılda İngiltere’de Earl of Sandwich (Earl = Kont) John Montagu karnı çok acıktığı halde oynamakta olduğu briç oyununa ara vermek istememiş. Uşağından kendisine iki ekmek dilimi arasında et getirmesini istemiş. Bugün ise milyarlarca insan onun ismini kullanıyor.
Açıkcası Sandwich kontunun o sırada hangi oyunu oynamakta olduğu hakkında bir fikir birliği yok, hatta çoğu yerde kumar oynamakta olduğu yazıyor ama olayın bu şekilde olduğu konusunda hemen hemen herkes aynı fikirde.
Tarihe ismini bırakmak için ilginç ama etkili bir yöntem.
Bu pazar günü Mısra ile beraber İstinye Park’a gittik. Nerede yemek yiyeceğimizi düşünürken Juke Box adlı bir “restaurant-cafe-bar”‘ın önüne geldik. Dışarıdan fena gözükmedi biz de değişik bir yer denemek amacı ile daldık içeri.
Ortaya bir salata söyledik. Ben bir hamburger, Mısra ise bir Frankfurter ısmarladık. Sonuç olarak ne yemeklerden ne de hizmetten memnun kaldık. Yemekler kötü idi. Garsonlar ise konuyla alakasız. Sonuç olarak diyebilirim ki, ben gittim, siz gitmeyin” Ne de olsa başka alternatifler de var.
Bu arada oraya ilk gidişimizde Rainforest Cafe’ye gitmiştik. Orada yediğim hamburger hayatımda yediğim en güzel hamburgerlerden biri idi. Onu kesinlikle tavsiye ederim. Gerçi orada ki hizmet seviyesi de oldukça kötüydü ama en azından yemekler lezzetli idi.
Son Yorumlar