Ben daha yeni gördüm. Ali Saydam denen adam Akşam gazetesinde 8 Aralık 2007 tarihinde Benim ‘blog’um da yok Facebook üyeliğim de! başlık bir yazı yazmış. Bu yazıya blog çevrelerinden bir kaç cevap gelmiş. Mesela Osman‘dan, Flynxs‘den ve Volkan‘dan. Ben de kendimce bu konu ile ilgili yorum yapıyorum.
Bilmeyenler için kısaca söyleyeyim, Ali Saydam halen Bahçeşehir Üniversitesi’nde iletişim konusunda dersler veriyor. Aynı zamanda IPR üyesi. Bunları yazmamın amacı şu: Ali Saydam denen adam iletişim ve halkla ilişkiler konusunda eğitim veren bu işin piri olduğunu iddia eden bir kişi.
En son yazısında Facebook’a vermiş veriştirmiş. Facebook’un güveni yitirince gözden düşeceğini ve bir iletişim aracı olarak faydalı olmayacağını anlatmış. Bu kendi görüşü. Ne de olsa bu işin uzmanı olan o.
Fakat ondan yazdıkları daha da ilginç. Demiş ki:
Bugüne kadar çevremde web sitesi ile blog arasındaki ciddi farkları bana bir çırpıda anlatacak çıkmadı.
Bu tam bilmeden anlamadan konuşmak demek. Belki yazılarında kendine ulaşılabilecek kendisi ile iletişim kurulabilecek bir yol gösterseydi. Bunu ona anlatacak birileri çıkardı.
Yani blogları kullanarak kurumsal ya da bireysel iletişimin yönetilebileceğini iddia eden ‘trendy’ arkadaşlara da inanmıyorum; ürünleri bu yolla pazarlayacağını ileri süren iletişim ‘sihirbazlarına’ da…
Bunları derken eminim ki Dünya’nın en büyük şirketlerinin bir blog konseyi kurduğundan haberi yok. Buradan bakabilirsiniz. Tamam, diyelim ki bu da şahsi ve profeyonel bir görüş. Olabilir. Ama daha sonra söyledikleri beni adeta dehşete düşürdü.
Çok yakında bu internet anarşisine birileri dur diyecek mutlaka…
Benim e-şerefsiz dediğim, adını, adresini, kimliğini gizleyerek etrafındakileri hiçbir mesnete dayanmadan boklamayı şizoid bir zevk ve/veya çıkar unsuru haline getirmiş manyaklar ortada dolanıyor. Bunların etkisini -yasal süreçler tamamlanana kadar- ortadan kaldırmanın tek yolu, işini düzgün yapmaktan ve yaptığını düzgün ifade etmekten geçer. Daha, ev ödevini adam gibi yapmadan internet jonglörlüğüne soyunmanın yollarını aramaktan değil…
Bu düpedüz sansüre destek vermek demek. Ve bunu yapan kişi bir üniversitede öğretim görevlisi ise, gazetesinde ki köşesinde sansürü, yasakları destekleyen birisi olunca ben de sadece insaf diyebiliyorum.
Son Yorumlar