Tag Archive for 'Bilim'

Peki kimdir, nedir bu Nobel?

Alfred Bernhard NobelGenel olarak anlatılan hikaye, Alfred Nobel’in dinamiti keşfettiği daha sonra da icadının çok kötü ve yok edici şekillerde kullanılacağını görerek pişman olması ve bütün servetini barış ve birkaç bilim dalında her sene verilecek bir ödül için bağışlamış olmasıdır. En azından bana çocukken anlatılan ve her yerde tekrarlanan hikaye bu ve bunun benzeri.

Aslında gerçek bu romantik hikayeden biraz daha farklı. Evet Alfred Bernhard Nobel dinamiti bulan adamdır. Bu kadarı herkes tarafından bilinmekte. Daha az bilinen kısımları ise Nobel’in patlayıcılara olan merakının aileden geliyor olması. Nobel’in babasının  Saint Petersburg’da bir mayın (kimi kaynaklara göre torpido) vardır. Küçük bir çocukken Nobel patlayıcılara olan merakı yüzünden kardeşinin ölümüne sebep olmuştur.

Her ne kadar asıl servetinin icadı olan dinamitten geldiği söylenmekte olsa da bu tam olarak doğru değil. Eminim ki Nobel icadından hatırı sayılır bir gelir elde etmiştir. Ama onun zenginliğinin asıl kaynağı sahibi olduğu Bofors adlı şirket. Bofors aslen bir demir çelik fabrikası olarak kurulmuş daha sonra Nobel tarafından bir silah imalathanesine çevrilmiştir. Yirminci yüzyıllın sonlarında Nobel’in yirmi farklı ülkede doksandan fazla silah fabrikası varmış. Neredeyse Avrupa’nın tümüne, Amerika ve Avustralya’ya silah satmış. Aynı zamanda petrolden de hatırı sayılır bir gelir elde etmiş.

‘Peki kimdir, nedir bu Nobel?’ başlıklı yazının devamı için tıklayın…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Fosil Sergisi Aldatmacası

Geçen akşam sevgili eşimle Bağdat Caddesi’nde yürüyorduk. Hararetli sohbetimiz arasında bir anda dikkatimizi küçük camdan vitrinler içinde duran şeylerin olduğu olduğu bir stand çekti. Tabii meraklı olan ben de hemen baktım. Standın önünde vitrinlerin üzerinde “Fosil Sergisi” yazıyor. İlk önce sevindim, kendi kendime dedim ki “AA ne güzel bir şey yapmışlar”. Ama biraz yakına gidip yazılanları okuyup fosil diye oraya konanlara bakınca hayl kırıklığına uğradım.

Doğa ve İnsan Sağlığı adında bir grup kişi gerçek fosiller olduklarını iddia ettikleri fosile benzeyen bir kaç şeyi cam vintrinler içine koymuşlar altına da kendi kafalarına göre bir şeyler yazarak bunları sergiliyorlar. Aslında yazılanlara bakınca bu sözde serginin amacı oldukça açık: Fosil örneklerini kullanarak evrimi bir aldatmaca olarak göstermek.  Bir milyon yıllık geyik fosili, bilmem kaç milyon yıllık kaplan kafatası diye gerçek olmayan fosillerin gerçek gibi gösterildiği, altına yazılan abuk sabuk yazıların sanki bilimsel bir gerçek gibi sunulmaya çalışıldığı bir ortam. Bu sözde fosillerde ki örneklerin şimdiki yaşayan hayvanlarla aynı olduklarını ve milyonlarca yıllardır değişmediklerini göstererek evrim teorisini çürütmeye ve yaradılışçılığı açıklamaya çalışıyorlar. Tabii “canlıların milyonlarca yıl değişmeden kalması yaradılışı nasıl açıklıyor?” sorusuna da verebilecek bir cevapları olsa gerek…

Bu sözüm ona serginin başında duran ve sorulara cevap veren konuşmaları bırakın, görüntüleri bile bilime uzak bir kaç insan da orada halkımıza bu “sergiyi” açıklamaya çalışıyorlar. Ama bu açıklamalar “maymun daktiloya vursa olur mu?” ya da “bak bu bina kendiliginden dikilebilir mi?” gibisinden abuk sabuk ezbere dayalı daha derin açıklama getimeyen sözlerden ileri gidemiyor.

Büyük ihtimalle bunlar Harun Yahya adıyla Evrim Aldatmacası adı  kitabı da yazan Adnan Hoca mürdileri. Hani şu denizden balığı çıkartıp da hayvan ölünce “işte denizden karaya geçiş yoktur” gibi örneklerin odluğu kitap.

Tabii bunlar işin komik yanı. İşin bir de acı yanı var. Belediyeler nasıl oluyor da bunun gibi bir soytarılığa izin veriyor? Nasıl oluyor da fosillerin gerçek olup olmadığını, yazılanların doğru olup olmadığını kontorl etmeden bunların sokaklara konulmasına ve insanlara bilimsel gerçeklermiş gibi aktarılmasına izin veriyorlar?

Bazı gazeteler ve yayın organları da nasıl oluyor da sanki bu bir olaymış gibi bu soytarılığı haber yapıp da doğrusunu araştırmadan yazıyor?

Bence işin tabii bir de ilginç bir yanı var. İnsanlar kendilerine verilen bilgilere kaynağını ve doğruluğunu kontrol etmeden inanmaya ne kadar da meraklı?

Gerçekten yazık.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Darwin’in benzersiz fikri

Charles Darwin 1880Maymun Davası başlıklı yazıdan sonra farkına vardım ki aslında bir çok kişi evrimin tam olarak nasıl bir şey olduğunu bilmiyor. Veya insanlar genellikle anlamadan Darwin’in fikirlerini bir kenara itiyorlar. Ben bir bilimadamı değilim ama gene de anladığım kadarı ile evrimin ne olduğunu kısaca anlatmaya çalışacağım.

Bana kalırsa Darwin’in fikrini bu kadar muhteşem kılanların başında aslında basitliği yatıyor. Bu basit kurama kısaca Doğal Seçilim diyoruz. Darwin’in düşüncesi kısaca şöyledir.

Bütün organizmalar kaynaklara ulaşmak için mücadele ederler. Yaradılıştan gelen bir avantaja sahip olanlar ise bu rekabette daha başarılı olarak, bu avantajlarını çocuklarına (soylarına) geçirirler. Böylece türler sürekli olarak iyileşirler.

Devamı için tıklayın

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Maymun Davası

Maymun DavasıAslında nedense pek eski film seyretmem. Ama bir gün sabahın ilk saatlerinde TRT’de bir film ile karşılaşmıştım. Filmin Türkçe adını pek bilemiyorum. Ama filmi seyrettikten sonra gittim aradım buldum. Aslında film oldukça ünlü bir filmmiş. Filmin orijinal adı da “Inherit the Wind”.

Film gerçek bir hikayeden yola çıkılarak hazırlanmış. Bu olay 1925 yılında Amerika’da yaşanmış bir hikaye. 1925 yılında bir okul öğretmeni okulda öğrencilerine Charles Darwin’in Evrim Teorisi’ni öğrettiği için mahkemeye çıkar. Çünkü o zamanlarda adına Butler Act (Butler Kanunu) denilen bir kanun okullarda yaradılışçılık dışında bir öğreti anlatmayı yasaklıyordu.

Film de bu olayı anlatan bir tiyatro oyunun sinemaya uyarlanmış hali. İsimler gerçek davada kullanılan isimler değiller onun yerine hayali isimler kullanılmış. Her ne kadar filmde hayali eklentiler varsa da filmin temeli gerçek mahkemem kayıtlarına dayanıyor.

Konusu ise şöyle; Bertram Cates dinci bir Güney kasabasında Evrim Teorisi’ni öğreten bir öğretmendir. Bu, dinci toplulukta büyük bir histeri yaratır. Hatta çok ünlü aşırı dinci bir avukat olan Matthew Harrison Brady savcılık yapmak üzere küçük kasabaya gelir. Ama öte yandan aynı derecede ünlü avukat Henry Drummond onu savunmaya karar verir. Sonuçta iki usta avukat mahkemede kozlarını paylaşırlar. Tutucu halk ve mahkemem tarafından karşısuna türlü zorluklarlar çıkartılan, tüm tanıkları reddedilen Drummond sonunda tanık sandalyesine Brady’i çağırır.

Filmde patlayan birşeyler, orası burası parçalananlar, ya da muhteşem efektler yok ama filmde uzun zamandır ortaya çıkan hiç bir yeni filmde olmayan bir şey var. İnsanı düşünmeye teşvik ediyor. Özellikle iki usta avukat arasında ki konuşmalar son derece mükemel. Yaptıklarına ve söylediklerine inanan iki insanın mücadelisi var ortada. Filmi takip edebilmek için özel efektlere veya acaip kamera oyunlarına gerek yok. Özellikle Spencer Tracy Henry Drummond rolünde tek kelime ile mükemmel. Bu rolü ile en iyi erkek oyuncu ödülüne aday olmuş. Ayrıca Brady’i oynayan Fredric March’da Oscar ödüllü bir oyuncu. Gene Kelly’de ateist gazeteci Hornbeck rolünde.

Sonuçta filmi evrim teorisi ile dinin mücadeles olarak görmek yanlış olur. Film fundamentalizm’in özgür düşünceyi nasıl hapsettiğini anlatıyor. Bir toplumun bilgisiz ve eğitimsiz kalmasının nelere yol açtığını gösteriyor. Eğer bütün bunlar sizi ilgilendirmiyorsa, bir mahkeme filmi olarak da seyredebilirsiniz.

Eğer bulabilirseniz şiddetle tavsiye ederim.

Sinan’ın Notu: 9

Filmin imdb sayfası

Henry Drummond’ın sözlerinden bir alıntı:

Henry Drummond: Can’t you understand? That if you take a law like evolution and you make it a crime to teach it in the public schools, tomorrow you can make it a crime to teach it in the private schools? And tomorrow you may make it a crime to read about it. And soon you may ban books and newspapers. And then you may turn Catholic against Protestant, and Protestant against Protestant, and try to foist your own religion upon the mind of man. If you can do one, you can do the other. Because fanaticism and ignorance is forever busy, and needs feeding. And soon, your Honor, with banners flying and with drums beating we’ll be marching backward, BACKWARD, through the glorious ages of that Sixteenth Century when bigots burned the man who dared bring enlightenment and intelligence to the human mind!

Henry Drummond: Anlamıyor musunuz? Eğer evrim gibi bir kanunu alır ve halk okullarında öğretilmesini yasaklarsanız, yarın özel okullarda öğretilmesini de yasaklayabilirsiniz. Ve yarın hakkında okunmasını da suç haline getirebilirsiniz. Ve yakında kitapları ve gazeteleri de yasaklayabilirsiniz. Ve daha sonra Katolik’i Protestan’a ve Protestan’ı Protestan’a karşı karşıya getirirsiniz ve kendi dininizi insanın kafasına zorla sokmaya çalışırsınız. Eğer birini yapabilirseniz, diğerini de yapabilirsiniz. Çünkü fanatism ve cahillik her daim açtırlar ve beslenmeye ihtiyaçları vardır. Ve pek yakında, sayın yargıç, elimizde flamalar ve öalan davullarla, bağnazların insan aklına zeka ve aydınlanma getirmeye cüret eden adamı yaktıkları, 16. yüzyılın o muhteşem çağlarına doğru geriye GERİYE yürümeye başlayacağız.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu