Genel olarak anlatılan hikaye, Alfred Nobel’in dinamiti keşfettiği daha sonra da icadının çok kötü ve yok edici şekillerde kullanılacağını görerek pişman olması ve bütün servetini barış ve birkaç bilim dalında her sene verilecek bir ödül için bağışlamış olmasıdır. En azından bana çocukken anlatılan ve her yerde tekrarlanan hikaye bu ve bunun benzeri.
Aslında gerçek bu romantik hikayeden biraz daha farklı. Evet Alfred Bernhard Nobel dinamiti bulan adamdır. Bu kadarı herkes tarafından bilinmekte. Daha az bilinen kısımları ise Nobel’in patlayıcılara olan merakının aileden geliyor olması. Nobel’in babasının Saint Petersburg’da bir mayın (kimi kaynaklara göre torpido) vardır. Küçük bir çocukken Nobel patlayıcılara olan merakı yüzünden kardeşinin ölümüne sebep olmuştur.
Her ne kadar asıl servetinin icadı olan dinamitten geldiği söylenmekte olsa da bu tam olarak doğru değil. Eminim ki Nobel icadından hatırı sayılır bir gelir elde etmiştir. Ama onun zenginliğinin asıl kaynağı sahibi olduğu Bofors adlı şirket. Bofors aslen bir demir çelik fabrikası olarak kurulmuş daha sonra Nobel tarafından bir silah imalathanesine çevrilmiştir. Yirminci yüzyıllın sonlarında Nobel’in yirmi farklı ülkede doksandan fazla silah fabrikası varmış. Neredeyse Avrupa’nın tümüne, Amerika ve Avustralya’ya silah satmış. Aynı zamanda petrolden de hatırı sayılır bir gelir elde etmiş.
Dolayısı ile barış ödülü veren bir kuruluşun kaynağının silah olması biraz ironik. Bugün de bu fonun hissedarlarından ikisi Amerikan Lockheed Martin ve Honeywell firmaları. İkiside silah üretim birimleri olan firmalar.
Ayrıca bu ödülün İsveç’in ve fonun çıkarlarını destekleyen kişilere verildiği tartışması da devam eden bir tartışma. Yani sadece bide yaşanmış bir olay değil. Nobel’in amacı ister iyi ister planlanmış olsun genede bugün Nobel Ödülü ve onu kazananlar (özellikle edebiyat ve barış konularında) devamlı tartışma konusu oluyorlar.
Bunun dışında 1905 Nobel Ödülü’nü alana Bertha von Suttner’ın kızlık adı Bertha Kinsky’di. Nobel’in sekreterliğini yapmıştır. Her ne kadar Nobel ile ilişkisi kısa sürse ve başkası ile evlense de hayatının sonuna Nobel ile iletişimini kesmemiştir. Bertha’nın ödüle bir de barış kategorisi eklenmesi konusunda büyük bir etken olduğu varsayılmaktadır. 1905 Nobel Barış Ödülü “barışa olan samimi çabalarından” dolayı ona verilmiştir.
Belki de bu tartışmaların en temel noktasını Jean Paul Sartre’ın sözleri ifade ediyor;
Bir yazarın resmi kurumlarca bahşedilen böyle bir ödülü kabul etmesi, onun kişisel hedeflerini, ödül verenlere göre yönlendirmesi sonucunu doğurur. Yazar bağımsız olmalıdır, kurumlarla ilişkisi olmamalı ya da bir kurum haline dönüşmemelidir.
Jean Paul Sartre bugüne kadar Nobel Ödülü’nü almayı reddeden tek kişidir.
Ödülü her ne kadar çok tartşmalı olsa da gene de Nobel’e icadından (ki babası da kontrplak denilen şeyi icad eden adamdır) dolayı teşekkür etmek gerekir. Dinamit yokedici yanlarının yanında insanlığa büyük katkısı olan bir icattır. Yokediciği onun ullanım şeklindedir.
Dinamite gelince… Aslında dinamit oldukça basit bir fikir ve uygulamadır. Nitrogliserin oldukça kararsız bir maddedir. Hatta filmlerde en ufak bir sallantıda bile patlayan renksiz bir sıvı olarak yeterince bilinen bir madde haline getirlmiştir. Bunu daha kolay taşınabilir ve kullanılabilir hale getirmek için Alfred Nobel’in aklına bunu diatomit ile karıştırmak gelir. Bu icadına da Dynamite adını verir. Daha sonrabu karışıma başka maddeler de eklenerek dinamit de son haline gelir.
Bu diatomit deyince bazıları için fazla tanıdık olmayabilir. Ama belki diğer kullanım alanını söyleyince daha tanıdık gelebilir. “Kedi Kumu”
Nobel ödülü tamamen siyasi bir mekanizmadır. Silah satışından çok büyük gelir elde eden bu Kuzey Avrupa ülkesinin insanları refah içinde yaşamaktadır. Ancak bu silahlarla dünyada neler olup bittiğini tahmin etmek çok zor değil. Bu konumdaki bir ülkenin her yıl Barış Ödülü vermesinde hiçbir samimiyet bulunamaz.
Kendi ülkemizden örnek verecek olursak; herkes kendine şu soruyu sorsun? Orhan Pamuk TC aleyhine bu kadar Kürt şu kadar Ermeni Türkler tarafından katledildi gibi ve benzeri açıklamaları yapmasaydı, yine o edebiyat ödülünü alabilir miydi?
Benim kanaatim alamazdı şeklinde. Çünkü bu ödül bu yazarın edebiyatçı kişiliği ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Açıklamaları yapmasa da alırdı diye düşünenler varsa da saygı duyarım ancak bence biraz daha dikkatli düşünmeliler.
Nobel ödülü alan yazarımız diye gururlanan birçok TC vatandaşının aksine ben utanç duyuyorum.