'Sinema' kategorisi arşivi

Şimdi Ya Da Asla (The Bucket List, 2007)

Şimdi Ya Da Asla (The Bucket List, 2007) İngilizce AfişCarter Chambers (Morgan Freeman) 45 senedir tamircilik yapan kendi halinde, iyi bir aileye sahip biridir. Öte yandan ise Edward Cole (Jack Nicholson) sınırsız zenginlikte, huysuz, nevi şahsına münasır birisidir. Bu iki adam kanser mücadelesi verdikleri bir hastane odasında tanışırlar. İkiside bir seneye yakın ömürleri kaldığını öğrenir ve ölmeden önce yapmayı planladıkları şeyleri içeren bir listede yazanları yapmak üzere beraber yolculuğa çıkarlar.

Açıkçası filmin konusu oldukça klişe. Birbirinden çok farklı iki insan ölüm sayesinde biraraya gelir, engin ve mutsuz olan, diğerine hayatta yapamadıklarını yapma fırsatı verirken diğeri de ona insanca duygular aşılar vesaire vesaire… Yani bu ilk defa tanık olduğumuz bir konu değil. Öyle olmadığı gibi aslında senaryo ve anlatım da tahmin edilebilir, basit bir yönde ilerliyor. Yönetmen Rob Reiner pek iyi bir iş yapmamış. Hatta filmin bir sahnesinde iki kafadar Mısır’da piramitlere karşı oturuyorlar ama arka planın özel efekt olduğu o kadar belli ki, dikkatinizden kaçması ise imkansız.

Ama bir şey filmi kurtarıyor. O da iki süper aktörün oyunculuğu. Jack Nicholson ve Morgan Freeman rollerinde iyi değiller. Çok iyiler. Birbirleriyle büyük uyum içindeler. Dolayısı ile onları seyrederken, filmin diğer eksiklikleri hiç dikkatinizi çekmiyor.

Sonuç olarak etrafta tabancaların olmadığı, gerçekçi, duygusal ve zaman zaman da komik bir film seyretmek istiyorsanız bu film tam size göre. Gene de muhteşem, unutulmaz bir film demek pek mümkün değil. Ama keyifle sıkmadan izleniyor.

Sinan’ın Notu: 7

Fimin IMDb sayfası

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Büyük Hazine: Sırlar Kitabı (2007)

Büyük Hazine: Sırlar Kitabı (National Treasure: Book of Secrets) 2007Bu film 2004 yılında Büyük Hazine adlı filmin devamı niteliğinde. Aslında tam olarak devam demek tam doğru olmaz ilk filmi seyretmediyseniz de bu filmi seyredebilirsiniz. Ayrı macereyı anlatıyor. Filmin kadrosu ise neredeyse aynı. Başrolde gene hazine avcısı Ben Gates rolünde Nicolas Cage var. Aslına bakarsanız filmin kadrosu oldukça iyi. Nicolas Cage, Diane Kruger, Jon Voight, Ed Harris, Harvey Keitel, Helen Mirren gibi oyuncular var.

Bu sefer Ben Gates ve arkadaşları, Ben’in atalarından birinin ismini temize çıkarmak amacı ile bir hazine avına atılıyorlar.

Filmin kendisine gelince biraz karmaşık duygular içindeyim. Aslında düşündüğünüz zaman film bir sürü uçukluklar, saçmalıklar ve akla yatmaycak sahneler ile dolu. Fakat filmi seyrederken bunları düşünmeye pek vakit kalmadığından bence zevkli ve eğlenceli bir film. Yönetmen Hon Turteltaub bu konuda iyi bir iş çıkarmış. Son derece hareketli sahneler ve sık ama iyi yerleştirilmiş espriler ile rahatça seyrediliyor. Filmden çıktıktan sonra çok fazla bir şey ifade edecek bir film değil ama sinemaya gitmek için harcadığınız para ve zamanın karşılığını veren bir film.

Sonuç olarak Nicolas Cage’in karakteri Ben Gates asla bir Indiana Jones değil ama Mayıs 2008′deki Indiana Jones randevusuna kadar idare edecek bir film.

Ben tavsiye ederim keyifle izledim.

Sinan’ın Notu: 7

IMDB sayfası

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Hitman (2007)

Hitman (2007)Bilgisayar oynayanlar bilir, aslında Hitman popüler bir bilgisayar oyunudur. Ajan 47 adında bir suikastçinin maceralarını takip eden bu oyun değişik konusu ve popülerliği yüzünden film yapıldı.

Bizim de geçen gün bu filme gitme şansımız oldu. Her ne kadar Mısra’yı ikna etmem biraz zaman aldıysa da, sonunda filme gitmeyi başardık. Aslında film için anlatılıcak pek birşey yok. Sonuçta bir aksiyon filmi ve daha fazlasını vaad etmiyor, vaad etmediğini de zaten vermiyor.

Hareketli sahneler, bolca vurdulu kırdılı güzel dövüş sahnesi var. Tabii bilgisayar oyunun da olduğu gibi etrafa saçılan bir sürü kanı da unutmamak lazım. Bu arada filmin bir kısmı da İstanbul’da geçiyor. Şahsen ben şaşırdım, çünkü normalde değerli! basınımız hemen bu konuyu gündeme taşırdı.

Filmde benim en çok dikkatimi çeken ise muhteşem bir güzellik oldu. Yo Rus kızdan bahsetmiyorum. benim bahsettiğim Audi S5.

Sonuçta, daha önce de belirttiğim gibi film vaad ettiğini veriyor ama daha fazlasını değil. Yani başka bir seçeneğiniz varsa onu değerlendirmeyi düşünebilirsiniz. Ama sıkıcı bir film de değil. Gidiyorsunuz, seyrediyorsunuz çıkınca da hiç hatırlamıyorsunuz (Audi S5 hariç). Boş zaman geçirmek için ideal bir film.

Sinan’ın notu 6.5

Filmin IMDB sayfası

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kabadayı (2007)

Kabadayı (2007)Sona zamanlarda bir sürü Türk filmi çekilir oldu. Bunlardan çoğu saçma sapan, yılışık, filmler. Belki de bu tür filmler yüzünden Türk filmleri beni pek çekmiyor. Ama doğruya doğru bazen arada güzel filmler de çıkıyor. Kabadayı filmi de bunlardan biri.

Filmin konusu kısaca şöyle:
Eski zamanların ünlü ve amansız kabadayısı Ali Osman uzun süre önce tövbe etmiş olaysız bir hayat sürmektedir. Fakat bir anda ölüm döşeğindki eski sevgilisinden bir oğlu olduğunu öğrenir. Oğlunun aşık olduğu bir kız vardır. Fakat aynı kıza genç bir kabadayı daha aşıktır. Sonuçta Ali Osman oğlunu kurtarmak için Devran ile karşı karşıya gelir.

Bu kadarı heryer de var zaten. Asıl eleştiriyi okumak için tıklayın.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bedava Ben Efsaneyim Çizgi Romanları

I am LegendWill Smith’in yeni filmi Ben Efsaneyim (I Am Legend) filminden öncesi anlatan dört adet çizgi roman yayınlandı. Bu çizgi romanlar Warner Bros’tan indiriliyor ve bedavalar. I Am Legend, Richard Matheson’ın aynı isimli eserinden uyarlama. Kitap Türkçe’ye de çevrilmiş. Buradan alabilirsiniz. Fakat görünüşe göre Türkçe’leri tükenmiş. İsterseniz Amazon.com’dan veya Amazon.co.uk’dan orijinalini alabilirsiniz.

Çizgi romanlar 4 bölüm. Dördünde de filmden öncesi Dünya’nın farklı yerlerindeki farklı kişileri anlatıyor.

Part I: “Losing Voice: Ethan’s Story
Part II: Death As A Gift
Part III: Isolation
Part IV: Sacrificing the Few For the Many

İlk iki bölüm statik çizgi roman, son iki bölüm ise animasyon. Görünüşe göre film 21 Aralık’ta sinemalarımızda olacak. Filmin imdb.com sayfası burada.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

The Dark Knight

İlk Batman filmi oldukça güzeldi. Ondan sonra ki saçma sapan filmler yüzünden neredeyse Batman’in sinema kariyeri sona eriyordu. Neyse ki Cristopher Nolan çıktı ve Batman Begins ile Batman’i baştan yarattı. Batman Begins sadece çizgi roman sevenler için değil. İzlemediyseniz en kısa zamanda izlemenizi öneririm.

Şimdi ise Nolan bir kez daha Batman’e hayat veriyor. İşte yeni Batman filmi The Dark Knight’ın fragmanı.

IMDB’de The Dark Knight

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Altın Pusula (The Golden Compass 2007)

The Golden Compass, film afişiBu pazar günü ani bir karar ile Boat Show’a gitmek yerine sinemaya gitmeye karar verdik. Seçtiğimiz film ise Nicole Kidman ve Daniel Craig’in başrollerini paylaştığı Altın Pusula oldu. (hmm Atilla Dorsay tipi bir cümle oldu :) )

Film, paralel bir Dünya’da geçiyor. Bu dünyada insanların ruhları hayvan şeklinde cinler olarak ortaya çıkıyor. Filmin konusu da ruhu, onsuz bomboş olacak bedeninden ayırmanın sonuçları ile ilgili. Aslında konu olarak filmin konusu ilgi çekici.

Peki film de bu kadar ilgi çekici mi? Devamı için tıklayın.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Beowulf (2007)

Beowulf (2007)Dün akşam Mısra’cığımla beraber Beowulf’u seyretmeye gittik. Biz 3 boyutlu seyrettik. Tavsiye ederim siz de mümkünse 3 boyutlusunu tercih edin.

Açıkçası ilginç bir film. Bilmeyenler için Beowulf 8 ile 11. yüzyıl arasında yazılmış bir şiir. İngiliz edebiyatının ise günümüze ulaşan en eski yazılı eseri. Tabii bir Kuzey Mitolojisi niye İngilizler’in ilk yazılı eseri onu bilemiyorum. Eğer aranızda eseri okumaya çalışmış olan varsa bilecektir son derece uzun ve biraz da sıkıcı.

Ama neyse ki film sıkıcı değil. Devamı için tıklayın.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Elizabeth: Altın Çağ (2007)

Elizabeth: Altın Çağ (2007) - Elizabeth: The Golden AgeBu akşam ailece sinemaya Elizabeth: Altın Çağ‘ı görmeye gittik. Gittiğimde bilmiyordum ama sonradan öğrendim ki bu film 1998 yılında gene aynı yönetmen ile çevrilen Elizabeth filminin devamı niteliğindeymiş. Bu ilk film Elizabeth’in nasıl tahta geçtiğini ve nasıl Bakire Kraliçe olduğunu anlatıyormuş. Dedim ya ben bunları bilmiyordum. Ben Elizabeth’i gördüğümde çoktan kraliçe olmuştu.

Kısaca Elizabeth’in kişiliğini ve nasıl bir lider olduğunu anlatan bir film. Cate Blanchett kendi içinde çelişen, dışarıya güçlü bir görüntü vermeye çalışırken için de fırtınalar kopan kraliçe rolünde çok iyi. Film Elizabeth’i bir efsaneden çok bir insan olarak göstermeye çalışmış ve bir noktaya kadar da başarmış. Ama bundan pek fazla birşey de yapmamış. Bu yüzden de bir noktadan sonra sıkıcı olmaya başlayabiliyor. Diğer karakterlerde derinlik ve gelişme yok. Özellikle Sir Sir Francis Walsingham (Geoffrey Rush) karakterinin filme katkısı yok. Sadece Geoffrey Rush gibi bir oyuncu oynatılsın diye konmuş sanki. Ayrıca film yer yer klişe konuşmalarla doldurulmuş ama en azından rahatsuz edici değiller. Clive Owen ise rolüne oturmuş.

İspanya kralı Philip tam bir bağnaz, saplantılı ruh hastası şeklinde canlandırılmış. Bu arada Dünya’nın en büyük imparatorluğunu 10 yıldan biraz fazla bir sürede iflas ettiren bir adam için doğru olabilir. O zaman onu canlandıran aktörü tebrik etmek lazım. :)

Film süper kostümleri, perukları, yer yer çok güzel çekimleri olan, ama pek haraketli olmayan ve saray geçen bir film. Özellikle İspanyol Donanması’nın yok olduğu savaş sahneleri pek kısa geçiyor. İngilizler’in nasıl olup da kazandığı anlaşılmıyor. Sanki birkaç tane ateş gemişi (ya da sinema da altyazısı ile “kundaklama gemisi”) bütün donanmayı yok etmiş gibi bir hava var.

Sonuç olarak gidilip seyredebilenecek ama seyrettikten sonra da akılda fazla yer etmeyecek bir film. Eldeki malzeme harcanmış gibi duruyor. Belli ki bir tane yaptık iyi oldu, bir de devam filmi yapalım mantığı içinde yapılmış. Ama sıkıcı seyredilmeyecek bir film de değil. Birinci sınıf oyuncuları olan güzel çekimleri olan bir melodrama.

Sinan’ın notu 6/10

imdb.com’da Elizabeth: The Golden Age(2007) 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Arslanı Kuzulara (Lions for lambs, 2007)

Lions for Lambs, 2007Bugün Mısra ile beraber Lions for Lambs (Aslanı Kuzulara) adlı filme gittik. Film politik bir dram. Film birbiri ile kesişen üç bölümün anlatımı halinde sürüyor. Bir tarafta bir üniversite profesörünün öğrencisi ile seçimlerin (kişisel seçimler, başkanlık değil yani) hayat üzerindeki etkisi üzerine konuşması ve onu harekete yöneltme çabası var. Diğer tarafta ise bir Amerikan Senatörü ile tecrübeli bir gazetecinin diyaloğu öte yanda ise düşman hattı gerisine düşmüş iki askerin durumu söz konusu.

‘Arslanı Kuzulara (Lions for lambs, 2007)’ başlıklı yazının devamı için tıklayın…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Krallık (2007)

Krallık (The Kingdom, 2007)Fragmanlarını seyreden biri Krallık filmine gidince hareketli, kalitelli bir aksiyon filmi bekliyor. Aslında film öyle de başlıyor. Özellikle filmin giriş kısmı, FBI’ın oraya gitmesine sebep olan patlama kısmına kadar oldukça ilginç bir film. Ama film ilerledikçe bu “güzel bir film oluyor galiba” umudundan giderek uzaklaşıyor.

Film kısaca Suudi Arabistan’daki Amerikan petrol şirketlerinde çalışanların ve ailelerinin oturduğu bir siteye terörist bir saldırı olması ile başlıyor. FBI’ın bir ekibi olayları incelemek üzere bir şekilde Arabistan’a gidiyor. Burada kültür çatışmaları ve diplomatik engeller altında olayı çözmeye çalışıyorlar. Bu süre içinde onlara bir Suudi polis albayı yardımcı oluyor.

‘Krallık (2007)’ başlıklı yazının devamı için tıklayın…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

3:10 Yuma

3:10 YumaBugün sevgili sevgilim ile beraber 3:10 Yuma adlı filme gittik. Bilmeyenler için film kısaca bir western filmi. Aslında yeni bir film değil, aynı adlı 1957 filmin yeniden yapımı. Artık neredeyse hiç film üretilmeyen bir türde, hatta sadece film olarak oldukça iyi bir örnek.

Konu kısaca şöyle; Ben Wade (Russell Crowe) bir sürü suçtan aranan bir suçludur. Bir gün yakalanır ve onu Yuma hapishanesine götürecek trene kadar götürmek gerekmektedir. Fakat bu Wade’in çetesinin onu kurtarmaya çalışması yüzünden tehlikeli bir iştir. Kimse katılmak istemez. O sırada orada olan çiftçi Daniel Evans (Christian Bale) çiftliğini kurtaracak para karşılığında Wade’i trene kadar götürmeyi kabul eder.

‘3:10 Yuma’ başlıklı yazının devamı için tıklayın…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu