Bakış Açısı, İspanya’da bir barış konuşması yapmaya gelen Amerikan Başkanı’na yapılan bir suikasti ve onu korumakta olan gizli servis elemanlarının hikayesi anlatıyor. Tabii bu olaylar hem bu kişilerin, hem teröristlerin hem de bunlar dışında bir kaç kişinin bakış açılarından anlatılıyor.
Film adından da anlaşılacağı üzere değişik bakış açılarından aynı olayı anlatıyor. Açıkçası bence film oldukça iyi başladı. Hızlı bir başlangıç, değişik ve akıcı bir kurgu. Buraya kadar gayet güzel aynı olay, farklı kişilerin bakış açılarından birleşmeye başladıkça ortaya güzel bir durum çıkıyor. Bu süre içinde gerek aksiyon sahneleri gerekse efektler oldukça iyi. İhanetler göz önüne çıktıkça ve olaylar biraz açıklanmaya başladıkça film sizi biraz daha içine çekiyor.
Tam iyi bir film seyrettiğinizi sanırken, film birden yokuş aşağı gitmeye başlıyor. Bilinen klişeler, ve Jack Bauer taklidi bir durum içine giriyoruz. Neyse ki oyuncuların iyi olması ve hızlı aksiyon çekimleri gibi şeyler yüzünden bunların pek farkına varmıyorsunuz ama film ilk yarım saatteki performansından uzaklaşıyor.
İyi başlayıp, orta derecede devam eden film ortalama, hatta belki ortalama bir aksiyon filmi olma yolundayken filmin sonu geliyor. Açık söylemem gerekir ki filmin sonu bence bir filmde gördüğüm en kötü en idiotik sonlardan biri. Sanki birisi çıkıp da yönetmene “Hadi kardeşim zaamn doldu, iki dakika içinde bitir.” demiş gibi bir durum söz konusu.
Sinan’ın Notu: 6/10
Cengiz Han’ı ilk duyduğumdan beri hep sevmişimdir. Dolayısı ile sinemada bir Cengiz Han filmi görünce de gitmemek olmazdı. Bu arada burası bir sinema blogu olmadığını hatırlatmak isterim, son üç yazının hep filmlerle ilgili olması tamamen tesadüf.
Bu cumartesi günü Jumper adlı filme gittik. Açıkçası filmin fragmanları oldukça hoştu. Ama film fragmanları kadar iyi çıkmadı diyebilirim. Filmin konusu oldukça basit aslında.
Ben bir sinema profesörü değilim, ama çok film seyreden, seyrettiğimi anlayan biriyim. Bu yüzden bu yazıyı okuyanlardan eğer anlayanlar varsa rica ediyorum bana anlatsınlar. Nedir bu film? Neler oldu? Bu filmi bir şaheser yapan ne? Çünkü bana kalırsa yer yer oldukça sıkıcı, bugüne kadar seyrettiğim tüm filmler arasında en anlamsız sona sahip bir filmdi.
M.Ö. 10.000 (10,000 B.C.) filminin fragmanlarını ve afişlerini gördükten sonra filme büyük bir beklenti ile gittim diyebilirim. Filmin vaadettiği şeyler aslında merak uyandırıcı ve seyretmeye değer şeyler. Mamutların, kılıç dişli kaplanlar ve bunların ortasında yaşama savaşı veren insanlar. Tamam buraya kadar herşey güzel, bunlar bir filmi ilgi çekici yapmaya yetecek şeyler. Ama maalesef bunlara rağmen film vaad ettiği heyecanı ve izlentiyi hayata geçiremiyor.
Açıkçası Canavar filmlerini severim. Dev gibi bir yaratığın New York’u (ya da başka bir şehri) yerle bir etmesini izlemek bence çok eğlenceli. Ama nedense son zamanlarda adam gibi bir film yapmayı kimse beceremedi. Cloverfield de aslında bir canavar filmi. Bu kadarı isimden de anlaşılıyor. Tabii filmi yapanlar filmin sürpriz etkisi artsın diye alakasız bir isim koymuşlar, yani bilmeden gidince etkisi fazla olsun diye. Ama bizim film firmalarımız çok zeki! olduklarından filme “Canavar” adını vermişler. Neyse bu ayrı bir konu, biz filme geçelim.
Bu Ağustos ayının on beşinde sinemalara yeni bir Yıldız Savaşları filmi gelecek. Aslında üç boyutlu bir animasyon filmi bu. Resmi Star Wars
Klon Savaşları (Clone Wars) adını taşıyan bu üç boyutlu film adından anlaşıldığı üzere Klon Savaşları sırasında yaşananları konu alıyor. Filmin fragmanı ve diğer görsellerine göre filmde yeni karakterlerde yer alacak. Bunlarda bir tanesi Anakin’in padawanı bir kız. Ayrıca yönetmeninin söylediğne göre film Anakin ile Obi-Wan Kenobi’nin gerçekten kardeş gibi bir olduklarını gösterecekmiş. Yani Sith’in İntakamı’nda en sonunda “You were my brother Anakin” derken atmıyormuş.

Bu film 2004 yılında Büyük Hazine adlı filmin devamı niteliğinde. Aslında tam olarak devam demek tam doğru olmaz ilk filmi seyretmediyseniz de bu filmi seyredebilirsiniz. Ayrı macereyı anlatıyor. Filmin kadrosu ise neredeyse aynı. Başrolde gene hazine avcısı Ben Gates rolünde Nicolas Cage var. Aslına bakarsanız filmin kadrosu oldukça iyi. Nicolas Cage, Diane Kruger, Jon Voight, Ed Harris, Harvey Keitel, Helen Mirren gibi oyuncular var.
Bilgisayar oynayanlar bilir, aslında Hitman popüler bir bilgisayar oyunudur. Ajan 47 adında bir suikastçinin maceralarını takip eden bu oyun değişik konusu ve popülerliği yüzünden film yapıldı.
Sona zamanlarda bir sürü Türk filmi çekilir oldu. Bunlardan çoğu saçma sapan, yılışık, filmler. Belki de bu tür filmler yüzünden Türk filmleri beni pek çekmiyor. Ama doğruya doğru bazen arada güzel filmler de çıkıyor. Kabadayı filmi de bunlardan biri.



Son Yorumlar