Berkeley, Harvard, MIT, Princeton, Stanford, ve Yale dünyanın en iyi üniversiteleri arasında sayılıyorlar. Buralarda okuma fırsatınız bugüne kadar olmamış olabilir. Bugüne kadar diyorum çünkü bir Internet sitesi sayesinde bu üniversiteler ayağınıza geliyor.
Academic Earth adlı bir site sayesinde bu ünivesitlerde ders veren profesörlerin derslerini takip etmek mümkün. Site son derece güzel bir şekilde düzenlenmiş. Derslere podcast veya flash video olarak da erişebilirsiniz.
Bunun en iyi yanı ise herşeyin bedava olması. Interneti mükemmel yapan şeylerden bir tanesi de bence bu paylaşım. Tavsiye ederim. Özellikle de bizim üniversitelerimizde ders veren hocalara tavsiye ederim…
Bundan sonra İbrahim Tatlıses gibilerinde ortaya çıkıp “Oxford vardı da biz mi gitmedik?” gibi mazaretlerine de engel olabilir.
admin tarafından 27 Ekim 2008 tarihinde yayınlandı.
Kategori: Internet.
Çok değil bundan bir kaç sene öncesine kadar Türkiye’de Internet olması gerektiği gibi sansürsüz, açık ve demokratik bir şekilde yaşanabilen bir deneyimdi. Ama artık öyle değil. Hergün başka siteler cahil savcı ve hakimlerin eline düşüyor ve kırmızı bir yazı ile erişime kapatılıyorlar. Hatta bazen o yazıyı bile görmek mümkün değil.
Türkiye’de Internet’in geleceği karanlık. Ama ileride neler olabileceğini nasıl bir hale geleceğini pek de anlamayanlar varsa onlara geleceği gösterebiliriz.
Ufak bir Firefox eklentisi. Adı China Channel Firefox Add-on. Yaptığı iş ise çok basit. Firefox’a bir eklenti olarak yükleniyor ve Çin’in uyguladığı sansürü evinizin rahatlığında yaşayabiliyorsunuz. Türkiye’de gidişat bu duruma yaklaşıyor. Ama hiç değilse önümüzde örnek var. Bu duruma düşmeden bir şeyler yapmak mümkün.
Aranızda Türkiye’de durumun bu kadar vahim olmadığını düşünenler veya durumun önemi kavrayamayanlar, ya da hiç umurunda olmayanlar olabilir. Açıkçası Türkiye’de de durum vahim. Binlerce siteye erişim engelli durumda. Ama kendini gelişmeye kapatan devletlere (imparatorluklara) neler olduğunu birinci elden bilen insalar olarak buna bir dur demek lazım. Bu olay er ya da geç herkesi ilgilendiriyor.
Deneyin, denetin, sansürün ne kadar kötü olduğunu mümkün olduğunda kadar çok kişiye anlatın.
Çin sansürünü yaşamak ve geleceğinizi görmek için gerekli Firefox eklentisini buradan indirebilirsiniz.
admin tarafından 26 Ekim 2008 tarihinde yayınlandı.
Kategori: Internet.
Cuma öğleden sonra bir anda Blogger’a Türkiye’den erişim yasaklandı. Bu aslında bazıları için çok da sürpriz bir gelişme değil. Neyin ne olduğunu bilen insan dışında çok fazla da gürültü çıkmadı aslında. Youtube erişim ilk kapatıldığı zaman daha fazla tepki gelmişti. Şimdi de yüzbinlerce kişinin kendini ifade etmeye çalıştığı bir platforma erişim yasaklandı.
Aslında bizim gibi bir millete müstahak bir hareket. Youtube kapatıldı. Biraz bağırış çağırış, biraz tepki… Daha sonra yavaş yavaş azalan tepkiler ve en sonunda bu konuya dikkat çeken bir kaç kişi dışında olay neredeyse unutuldu. Youtube hala kapalı. Onun dışında bir sürü siteye erişim yasaklandı. Onlarda o kadar ses bile çıkmadı. Şimdi ise Dünya’da en fazla ziyaret edilen bir ortam, yüzbinlerin kendini ifade ettiği belki de gelir sağladığı bir ortama erişim yasaklandı. Bir kaç yayın organında bir iki paragraf halinde çıkan yüzeysel yazılar dışında, bizim basınımızın tepkisi yok.
Aklıma gelen tepkilerden bazıları şunlar. Mesela bu davaları açan savcılara ve bu kapatma kararını veren hakimlere “Halkı cahilliğe teşvik etmek” suçu ile dava açılabilir mi? Ya da ne bileyim “Atatürk ilkelerine karşı gelmek”ten dolayı bir dava açılabilir belki. Ne de olsa özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir diyen bir adamın daha önemli bir ilkesi olabilir mi?
Tabii Türk Telekom Müdürlüğü’nü es geçmemek lazım.Tembelliğinden veya acizliğinden dolayı tek bir sayfaya erişimi engellemek yerine bütün servislere erişimi engellemenin bir yaptırımı olması lazım. Ama ne de olsa tekel olmanın dayanılmaz hafifliği bu.
Ben avukat değilim, hukuktan fazla anlamam ama herhalde oralarda bir yerde anlayan birisi vardır. Onlar bu konuda fikirlerini belirtsin. Ya da başka bir önerisi olan varsa söylesin. Belki de daha etkili bir fikir çıkar ortaya.
Bu konu ile ilgili olarak şu yazılarda ilginizi çekebilir.
www.sansuresansur.org siteside bu konuya dikkat çekmek amacı ile açılmış.
Elime gene arkadaşlarımdam bir e-posta ulaştı. Nedense bu tür e-postalar, özel şirketlerde sabahtan akşama kadar çalışıp işini başından alamayan, “çok meşgul” kişilerden geliyor hep. Neyse…
Bu sefer bahsi geçen bir site. Adı http://www.ismididikle.com. Adından da anlaşabileceği gibi bu site isimlerle ilgili. İsminizi arama kutucuüuna yazıyorsunuz ve isminizle ilgili bir sürü bilgiye ulaşıyorsunuz. Örneğin isminiz ne kadar sık kullanılan bir isim, Türkiye’de kaç kişi bu ismi taşıyor. İsminiz ile uyumlu diğer isimler, ismin farklı şekillerde yazılımları vs. gibi bir çok ayrıntı var. İsmim ile ilgili bir şeyler öğrenmek her zaman ilginç gelmiştir. Dolayısı ile bu siteyi sizinle de paylaşıyım dedim. Sitenin iğren. tasarımını göz ardı edersiniz, keyifli dakikalar geçirebilirsiniz. İsimlerin anlamı ile de ilgili bir açıklama olsaymış daha da güzel bir servis olabilirmiş.
Adres: www.ismididikle.com
Flash ve tarayıcı temelli oyunlar son zamanlarda o kadar popüler ki etraf bunlardan geçilmez oldu. Özellikle Travian adlı oyun Türkiye’de inanılmaz popüler. Bunlar gibi bir kaç oyun daha var. İlginizi çekebilir.
Bunlardan ilki Duels adlı tarayıcı temelli bir oyun. Bu oyunda bir karakteriniz var. Bir sürü zırh ve silah ile karakterinizi geliştirip diğer oyuncularla düellolar yapıyorsunuz. Oyunda silahlar ve zırhalar World of Warcrafttarzı bir şekilde düzenlenmiş. Şu an sitede 138 bin civarında oyuncu var ve günlük düello sayısı 26000 civarında. Sizde karakterinizi yaratıp bu oyuna katılmak isterseniz www.duels.com adresine gitmeniz yeterli.
Diğer bir oyun ise DiceWars. Eğer bir ara Risk oynadıysanız bu oyun tanıdık gelecektir. Bu Flash oyununda haritaya yayılmış bölgeleriniz ve o bölgeler üzerinde zarlarınız var. Stratejik olarak diğer bölgelere saldırıp haritaya hakim olmaya çalışıyorsunuz. Yani Risk’in sadece savaş kısmından oluşanı gibi düşünebilirsiniz. Bir kere başlayınca başından kalkmak zor olabilir. Tek kötü yanı ise sadece bilgisayara karşı oynayabilmek. Buradan gidebilirsiniz.

Aslında Time, National Geographic, Maxim, Rolling Stones gibi ünlü ve popüler dergilerden birine kapak olmak o kadar da zor değil. Magmypic adında bir site size bu fırsatı sunuyor. Suratınızı Time’in ya da başa bir derginin kapağında görmek isterseniz tek yapmanız gereken resminizi siteye yüklemek ve oradakai dergi kapaklarından birini seçmeniz. Bir kaç basit adımda resminiz hazır.
Ayrıca isterseniz resmini bu siteyi kullanan kişilerin oylamasına da açabilirsiniz.
Şu an için site de 14 tane derginin kapağı mevcut. Sçyledikleri kadarıyla da yeni dergi kapakları eklemeye devam ediyorlar. Bu bedava hizmeti almak için tek yapmanız siteye gidip resminizi yüklemek.
İnternet hızlandıkça ve yayıldıkça daha çok insan resimlerini, müziklerini ve videolarını İnternet üzerinden paylaşmaya ve/veya onları İnternet ortamında saklamayı tercih ediyor. Bunu bir gelir kaynağı olarak gören bir çok firma da yeni tasarım ve teknikler ile kullanıcıları çekmeye çalışıyor. Bunlardan bir tanesi olan ve resimleriniz için size para ödeyen bir hizmet olan shareapic‘i daha önce yazmıştım.
Bu sefer de gene bu tarz bir servis karşıma çıktı. Daha önce duymuştum ama arkadalım İlker‘in Facebook’ta ki yazısına (başlıkta ondan) kadar gidip bakmamıştım. Jooce aslında bir dosya servisi ile Web OS (Web İşletim Sistemi) arasında bir yerlerde.
En çekici yanı kolay anlaşılır temiz arayüzü. Bilgisayardan çok fazla anlamayan kişiler bile rahatlıkla kullanabilir. Zaten bu arayüz bir masaüstünden farksız. Resimlerinizi, videolarınızı, müzik dosyalarınızı ve başka türdeki dosyalarınızı oraya yükelmek kaydı ile onlara hem İnternet bağlantısı (ve bir Internet gezgini) olan her yerden ulaşabilirsiniz. Yüklemiş olduğunuz resimleri, müzikleri ve videoları kullanmak için ise tekrar bilgisayarınıza indirmenize gerek yok. Jooce üzerinden rahatlıkla seyredebilirsiniz.
Bunun dışında eğer AIM, MSN, ICQ veya YIM gibi bir haberleşme programı kullanıyorsanız bu hesaplarınızı oraya girerek bu servisleri direkt Jooce üzerinde kullanabilirsiniz. Bu sayede hem her yerden bu programlara erişebilir hem de başka yerlerde ayar yapmanıza kalmadan hesabınıza erişebilirsiniz. Tabii bu haberleşme seçenekleri dışında Jooce üyeleri ile de mesajlaşabilirsiniz.
Jooce’a kaydolduğunuz zaman iki masaüstünüz var. Bunlardan biri size özel, diğeri ise herkese açık (veya sadece arkadaş listenize). Paylaşmak istediğiniz dosyaları bu Joocetop denilen masaüstüne atarsanız bu dosyalar otomatikman paylaşılmış oluyor.
Hızlı dosya yüklemeleri, kullanışlı ve rahat arayüzü, güzel görselleri ile en azından bir göz atmanızı tavsiye ederim.
Internet’in en büyük ansiklopedisi olan Wikipedia’nın trafiği Google’ın iştahını kabartmış olmalı ki Google geçtiğimiz günlerde kendi bilgi portalı üzerinde çalıştığını duyurdu. Proje’nin kod adı Knol.
Bir öok bakımdan Wikipedia mantığı üzerine kurulu olsa da bazı temel farkları var. Daha fazla bilgi almak istiyorsanız buradaki yazıya göz atabilirsiniz.
Eğer resimlerinizi Internette Picasa veya Flickr gibi bir şekilde barındırıyorsanız bunu yaparak para kazanabilirsiniz. Eğer yapmıyorsanız başlamak için size bir neden.
Shareapic isimli bir firma resim barındırma hizmeti veriyor. Bu yeni birşey değil bunu veren bir sürü firma var. Shareapic’in farkı bunun için size para ödemesi. Resimleriniz her gösterildiğinde belli bir para kazanıyorsunuz. Ayrıca albüm ve resim sayfalarınıza reklam da alabiliyorsunuz.
Denemek için tıklayın! Shareapic
Her gün Time dergisinin internet sitesinden yayınlanmış olan yazıların başlıklara bakar, ilgimi çeken bir yazı da olursa tıklar okurum. Geçen gün gene aynı şekilde “Clinton vs. World” adlı başlığa tıkladım ve karşıma beyaz bir sayfaya yazılmış “Siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir !…” uyarısı çıktı. Biraz inceledikten sonra bunun sebebinin Time’ın bu hizmetinin Wordpress.com ile ortak bir hizmeti olduğu ve wordpress.com sunucularında tutulduğu için yasaklandığını keşfettim.
Özgürlüğünüze tehdit ile ilgili yazının devamı …
Bir futbol maçından sonra hemen herkes bir yorum yapar. Şunu oynatsaydı daha iyi oynardık, bunu çıkartması lazımdı, şu taktikle oynamak lazımdı vs… Adamın biri de böyle düşünmüş ama herkesten farklı olarak parayı bastırmış bir futbol takımı almış. Bir de internet sitesi açmış. Kullnıcılar burada maç sırasında oyuncu değişikliği taktikler vs. gibi konularda oy veriyorlar ve takım da buna göre yönetiliyor. Takım İsrail’den Hapoel “play 65″ Kiryat Shalom diye bir takım.
Site şu an için sadece İbranice ama yakından uluslararası kullanıcılar için olan kısmı da açılacak.
İşte adresi: http://web2sport.com/index_en.html
Şu an için 5 milyondan fazla blog var. Çoğu kimse bir blogun ne olduğunu ve nasıl okunması ve izlenmesi gerektiğini bilmez. Hem kendi çevremdekilere hem de başkalarına tek tek açıklamak yerine buaraya yazmaya karar verdim.
Blog Nedir?
İlk olarak iki tür blog tarzı var. Bunlardan biri geleneksel web-log (blog kelimesi bu weblog’un kısaltmasıdır). Bu türdeblog yazarı online çevrimiçi deneyimlerini paylaşır. İkinci ise daha çok bir günlüğe benzeyen yazarın günlük deneyimlerini paylaştığı tarzdır. Bugün için bir bu tarzların çoğu birbirine girmiş durumdadır. Ayrıca bir blog belli bir konu üzerine de uzmanlaşabilir. Örneğin sadece sinema ile ilgili olabilir.
Blog yapısı: ne nedir? Nasıl takip edilir? Devamı için tıklayın
Son Yorumlar