'Atatürk' kategorisi arşivi

Mustafa (2008)

MustafaBugün Can Dündar‘ın yazıp yönettiği Mustafa adlı filme gittik. Konu Mustafa Kemak Atatürk olunca her zamanki gibi tartışma eksik olmuyor. Şimdiden konuyla ilgili yazılıp çizilenler etrfata çoğalmaya başladı. Bende kendi izlenimlerimi anlatayım dedim.

İlk olarak belirtmek gerekir ki Mustafa aslında bir belgesel. Bunu söylememin sebebi bazıları tarafından bunun sanki bir sinema filmi gibi aktarılması. Ama bir belgesel olması sizi Mustafa‘yı seyretmekten alıkoymasın.

Filmde, Mustafa’nın doğuşundan başlayarak ölümüne kadar olan hayatını anlatılıyor. Zaten bu kadarı anlaşılıyor ama film diğer Atatürk belgesellerinden biraz farklı.

Bu filmde Mustafa Kemal bir insan olarak tanımlanıyor. Yani sadece müthiş tarafları ile değil, insani zaafları ile de aktarılmış. Bana kalırsa bu onu basitleştirmekten öte daha da büyük bir insan haline getirmiş. Normal, bizim gibi bir insanın nasıl bir dünyanın en büyük askerlerin ve devlet adamlarından biri haline geldiğini anlatıyor. Bu yüzden bence oldukça başarılı bir çalışma olmuş.

Bana kalırsa fimin bazı yerleri biraz kısa geçilmiş. Mesela Çanakkale’deki zaferi, Samsun’a çıkışı vesaire gibi olaylar üzerinde durulmamış. Bunun yerine Mustafa Kemal’in o anki hali üzerine yoğunlaşılmış.

Sonuç olarak ben oldukça beğendim. Son derece güzel bir belgesel olmuş. Can Dündar iyi bir iş çıkarmış. Kesinlikle tavsiye ederim.

Sinan’ın Notu: 8/10

Bu arada yeni öğrendim ki, Turkcell son anda filme sponsor olmaktan vazgeçmiş. Bunu da “bizim her kesimden müşterimiz var, bu filme sponsor olursak bir kesimi karşımıza alabiliriz” gibisinden gerzekçe bir sözle açıklamaya çalışmışlar.  Bence Turkcell’in ayıbı çok büyük. Kınıyorum…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Youtube, Atatürk, sansür, özgürlük ve koyun gibi bir millet

Bugün akşam eve gelince farkına vardım ki Youtube‘a erişim gene yasaklanmış. Ankara Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral, Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurarak youtube.com sitesine erişimin engellenmesi talep etmiş. Sebebi ise Youtube.com’da Atatürk’e hakaret eden bir video olması. Bunun üzerine de Türk Telekom siteye erişimi DNS bazında yasaklamış. Herkese hayırlı olsun.

Bu sözde yasaklama bir çok yönden saçma ve bence şov amaçlı.

Birinci neden yasağın nedeni. Youtube yasakladın ne oldu? Hakaret eden videoyu sadece Türk’ler seyredemeyecek. Ne oldu yani kendi erişimizi yasaklayarak yapılan hakareti engellemiş mi olduk? Savcı Türk Telekom’dan internete bağlananların bu siteye erişimin engelleyince bütün Dünya’ya ders mi verdi? Bu tarz hakaret eden birisi varsa kendini kötü mü hissedecek? “Bir daha vallahi yapmam, bütün (ve sadece) Türkiye Youtube’a giremeyecek, çok üzgünüm” mi diyecek?

Bu olay için aklıma şu benzetme geliyor: Kalabalık bir ortamdasınız, adamın biri bağıra bağıra size küfrediyor veya sizi o topluma kötülüyor. Siz de buna tepki olarak kendi kulaklarınızı ve arkadaşlarınızın kulaklarını kapıyorsunuz.

İkincisi siteye erişimi engellemek ne demek? Bir video yüzünden milyonlarca videonun olduğu bir siteye erişimi engellemek niye? Ayrıca internet üzerinde video yayını yapabilecek tek ortam Youtube değil ki? Birisi videoyu alıp bir başka yere koydu diyelim, savcı oraya erişimi de mi yasaklayacak? Benim tavsiyem Türkiye’de Internet erişimini tümden yasaklasın daha kolay olur.

Üçüncü kendini bilmez biri Atatürk’e hakaret etti diye tüm Türkiye’ye bir yasak getirmesi. Atatürk adı kendini koruyamayacak mıdır ki bu kadar saçma sapan yasakların ardına saklansın. Atatürk’ün ismi, mirası bu kadar zayıf mıdır ki kendini bilmeyen birinin lafı yüzünden yıkılsın?

Dördüncüsü bir Cumhuriyet Savcısı’nın yani okumuş, aydın, bilgili ve özgürlüğü savunması gereken biri nasıl oluyor da böyle bir uygulama içinde bulunuyor? Hakareti yiyen benim ama benim savcım beni cezalandırıyor. Bravo.

Ama biz zaten bunu hak etmedik mi? Kendini bilmez, ne yaptığını bilmez adamlara paye verildiği için bu günlere gelmedik mi? Çok sayın! medyamız yüzünden buralara gelmedik mi? Gazete köşelerinde kendine gazeteci diyen adamlar internete sansürün doğru olduklarını savunmadılar mı? (Bakınız: Ali Saydam’ın Benim ‘blog’um da yok Facebook üyeliğim de! yazısı).

Diyorum ya, aslında biz bunları çoktan hakettik. Bu yasakçı zihniyet etrafı sararken sesimizi çıkarmadık. Kişisel özgürlükler sınırlanırken kimse sesini çıkarmadı. Bir ülke olarak sansüre, cehalete boyun eğerek bu günlere geldik.

Binlerce blogun, birbirinden faydalı yazıların olduğu, Dünya’nın trafiği en büyük sitelerinden WordPress.com hala mahkeme kararı ile sansürlü, youtube.com’da kapalı ve bunun dışında sansürden payını alan bir çok site daha var. Yarın ne olacak, hoşumuza gitmeyen bir yazı var diye Wikipedia’ya erişimi de mi yasaklayacağız.

Bilmemiz ve anlamamız gereken bir şey var ki, sansür özgürlüğün en temel düşmanlarından biridir. Cehalet içinde hiç bir şeyi umursamayan, koyun gibi bir millet olmaktan kurtulmamız gerekiyor.

Bir de merak ediyorum sözde Atatürk’ü savunduğunu iddia edenler acaba onu neden hiç anlamıyorlar?

Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

Mustafa Kemal Atatürk

Bu arada Telekom’un sansürü sadece yüzeysel. Burada Wolkanca youtube’a (ve diğer Türk Telekom sansürlü sitelere) girmeniz için bir iki yöntem göstermiş. Bir yöntemde burada var.

Ayrıca isterseniz burada Türk Telekom sansürü ile ilgili bir yazı var.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Aslan, çakallar ve bir cevap

Aslında bu yazıyı buraya yazmayacaktım. Ama yazmak istediğim sitedeki yorum formu son derece gerizekalı bir şekilde satırlarca yorum yazmama izin verip sonra da ilk bir kaç satır hariç hepsini kesip attığı için yazımı tekrar buraya yazma gereği duydum.

Arkadaşın birisi “Ama Aslanlar Çakallarla Aynı Otlakta Avlanmaz” başlıklı bir yazı yazmış. Dolaşırken gözüme çarptı. Bende oturup düşündüklerimi yazdım ama dediğim gibi sistemin azizliğine uğrayınca yazı gitti ben de cevabı buraya yazıyorum.

Okumaya üşenenler için yazı kısaca şöyle: Avrasya diye bir televizyonda kadının biri

bir fikri, bir düşünceyi tartışmasız kabul edenler de yobaz!

diye açıklama yapmış. Arkadaş da

…ama mesela biz Kemalizm’i tartışmaya gerek görmeden kabul ediyoruz; Bayan Ataman’a göre bizde yobazız! Benim anlamadığım kelime manası ile özdeş yobazları, bu denli koruma içgüdüsü sayın Nuriye Ataman için neden bu kadar önemli …

diyerek uzunca bir yazı yazmış. İşte benim konu ile ilgili düşüncelerim:

Bir kere TDK sözlüğünde yobazı şöyle tanımlıyor:

  1. Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen (kimse)
  2. mecaz Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan (kimse).
  3. halk ağzında Kaba saba, inceliksiz (kimse).

Zaten bu tanıma göre ne yazıyı yazan arkadaş ne de spiker kadın (hanımefendi kelimeye yeni bir anlam kazandırdığı kanısında) kelimenin anlamını bilmiyor. Çünkü aslında yobaz bu anlama geliyor. Yani argoda fanatik kelimesinin karşılığı.

Sonuç olarak arkadaş konu ile ilgili tepkilerini dile getirmiş. Buna bir itirazım yok. Hatta destekliyorum. Yalnız kafama takılan kısım arkadaşın uslubu. İlk kafama takılan taraf – tabii kelime anlamındaki çelişki sayılmaz ise – arkadaşın şu sözleri:

Çünkü, biz de Kemalizm’i tartışmasız kabul ediyor ve uygulamak için gereken neyse yapmak için mücadele ediyoruz.

Bir kere bunu söyleyen biri Kemalizm ve Mustafa Kemal’in dediklerini anlamamış demektir. Atatürk hiçbir zaman bir şeyi mantık ve zeka ile irdelemeden kayıtsız, şartsız ve tartışmasız kabul etmemiştir. Bu yapısına, yaptıklarına ve söylediklerine karşıdır.

Hiçbir mantıksal delile dayanmayan birtakım gelenek ve göreneklerin, inançların korunmasında direnen ulusların ilerlemesi çok güç olur, belki de hiç olmaz.

M.Kemal Atatürk

Bu tür bir davranış fanatismin ta kendisidir ve her ne amaçla olsun kötüdür. Fanatism hangi tarafta olsun tehlikelidir, çünkü mantığa yer vermez. Dolayısı ile bu tür bir yaklaşım hem gerçek Kemalizm değildir, hem de bu düşüncede ki insanlar tarafından yanlış yansıtılmaktadır. Vatanseverlik fanatism ile yapılamaz. Bu söylediklerim kendi çıkarları adına herşeyi yaparak vatanı umursamayanları ciddiye almayalım anlamında değildir. Sadece bunu yapm yönteminin mantıkız bir fanatism olamadığını söylemeye çalışıyorum.

Yazıdaki ikinci bir madde ise arkadaşın “Atatürk’ümüze dil uzatanların dillerini… (kesin kural)” dediği 6. madde. Birincisi bu isim öyle birkaç kendini bilmezin, çıkarları için her yola başvuran ucuz adamların dil uzatması ile kirletilebilecek bir isim değil. Bunlara verilecek cevap orayı burayı kesmek değil, diğer insanlara doğrusunu anlatmak ve en önemlisi Mustafa Kemal’i anlamış olarak yaşamaktır.

Önemli olan Mustafa Kemal’i anlamaktır. Körü körüne bir ideale bağlanmak değildir. Körü körüne takip edilen her ideal eninde sonunda yok olmaya mahkumdur.

Yazıyı yazan arkadaşı biraz fazla eleştirmiş olabilirim. Aslında vatanseverliğini ve Atatürk’e olan bakışını saygı ile karşılıyorum. Sadece bu körü körüne olayı beni çok rahatsız etti onu dile getirmek istedim.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Büyük Olmak

Atatürk’ten bir uyarı

Düşündüm, düşündüm Atatürk hakkında yazacak pek birşey bulamadım. Bulamadım derken olmadığından değil, nereden başlasan bir yerleri eksik kalıyor. Onun için bende onu en iyi anlatan sözün gene onun ağzından çıkan bir söz olduğuna karar verdim. Başka da yoruma gerek yok zaten.

“Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin: Hiç kimseyi aldatmayacaksın. Ülke için gerçek amaç ne ise, onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır; herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, fakat sen buna karşı direneceksin. Önüne sonsuz engeller de yığacaklardır. Kendini büyük değil, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin.”
M.Kemal ATATÜRK

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu