Sinan Taga için Yazar Arşivi
Biraz önce Efes Pilsen - Fenerbahçe maçı sona erdi. Sona ermesi ile beraber de çirkin Fenerbahçe taraftarı yüzünü gösterdi. Eskiden basket maçları çok farklıydı. Basketbol seyircisi daha medeni daha uygardı. Ama son zamanlarda özellikle Fenerbahçe ve diğer kulüplerin maçlara seyirci adına bir sürü serseriyi getirmesi. Futboldan sonra basketbolun içine edilmiş durumda.
Fenerbahçe taraftarımı olmama rağmen Avrupa kupalarında gidip Fenerbahçe’yi desteklediğime pişman oldum. Bakalım bu rezalete nasıl cevap verilecek. Bana kalırsa Fenerbahçe’nin gelecek tüm sezonu seyircisiz oynaması bile az bir ceza olur.
Ayrıca ikincilik ödüllerini almaya da takım gibi değil de soytarı gibi çıkmaları da zaten bir çok şeyi ortaya koyuyor.
Efes’e tebrikler. Fenerbahçe’ye yazıklar olsun.
Berkeley, Harvard, MIT, Princeton, Stanford, ve Yale dünyanın en iyi üniversiteleri arasında sayılıyorlar. Buralarda okuma fırsatınız bugüne kadar olmamış olabilir. Bugüne kadar diyorum çünkü bir Internet sitesi sayesinde bu üniversiteler ayağınıza geliyor.
Academic Earth adlı bir site sayesinde bu ünivesitlerde ders veren profesörlerin derslerini takip etmek mümkün. Site son derece güzel bir şekilde düzenlenmiş. Derslere podcast veya flash video olarak da erişebilirsiniz.
Bunun en iyi yanı ise herşeyin bedava olması. Interneti mükemmel yapan şeylerden bir tanesi de bence bu paylaşım. Tavsiye ederim. Özellikle de bizim üniversitelerimizde ders veren hocalara tavsiye ederim…
Bundan sonra İbrahim Tatlıses gibilerinde ortaya çıkıp “Oxford vardı da biz mi gitmedik?” gibi mazaretlerine de engel olabilir.
Lise zamanında özel ders almaya gittiğim birisi vardı. Bir gün oraya gittiğimde dikkatimi bir kitap çekti. Kitabın adı “Aptallar Çabuk Ölür” idi. Bunu gördüğüm zaman kitabın başlığının çok etkileyici olduğunu aynı zamanda bu sözün de çok doğru olduğunu düşündüm. Bu düşüncelerimi hocama cevabı hiç de beklediğim gibi değildi. “Ama doğru değil ki…”
O zamandan beri aklımı kurcalayan bir konudur bu. Dikkatlice düşününce aptalların pek de çabuk ölmediğinin farkına varabilirsiniz. Hatta çok da dikkatli düşünmeye gerek yok. Başka nasıl etrafta bu kadar çok aptal olabilirdi ki? Ama durum sadece insanlarda böyle… Yaşam tarzımız aptalların hayatlarını son derece rahat bir şekilde devam ettirmesine olanak tanıyor. Durum böyle olunca acaba bir gün aptalların sayısı akıllıları geçecek (eğer hala geçmediyse) ve eninde sonunda Dünya’da akıllı insan kalmayacak diye düşünüyorum. Peki bunun sonucunda Dünya üzerindeki diğer hayvanlara karşı tek avantajı aklı ve zekası olan insan türünün durumu ne olacak?
İşte öyle bir düşünce…
Bu arada daha sonra kitabı buldum. Yazarı Mario Puzo, hani şu Godfather’ı yazan adam. Merak edenler kitaba buradan bakabilirler.
Monopoly çok sevdiğim bir oyundur. Bu blogda da monopoly’nin bir sürümü ile ilgili bir yazı yamıştım. Geçenlerde bir e-mail aldım. Monopoly’nin sahibi Hasbro’nun Türkiye’deki iletişim firmasından gelen bu e-mail’de Monopoly ile ilgili bir haber vardı.
Monopoly’nin bir dünya şampiyonası var kazanan 15.000 $ da alacak.
İşte bana gelen haberi iletiyorum. Açıkçası bende bu şampiyonaya katılmayı düşünüyorum. Çok eğlenceli olabilir.
Monopoly Dünya Şampiyonası için dünyanın her köşesinden Monopoly Şampiyonları Las Vegas’ta yapılacak büyük finalde buluşuyor… ‘Stratejilerime ve şansıma güvenirim, en çok oteli ben kurarım, en fazla parayı da ben kazanırım’ diyorsan, Las Vegas’ın yolu Türkiye Şampiyonası’ndan geçiyor.
### Monopoly Üstadları Aranıyor! ###
Monopoly bilgisine ve elbette şansına güvenen yarışmacıların kıyasıya rekabeti sonunda 50 Monopoly üstadı, Türkiye Şampiyonası Finali’ne katılmaya hak kazanacak.
Finalistlerin bir araya gelip Monopoly oynadığı; zarların, tapuların, paraların, tekliflerin havada uçuştuğu Türkiye Şampiyonası Finali ise keyifli bir rekabete sahne olacak. Şansını doğru taktiklerle birleştirerek rakiplerini eleyen, Türkiye Şampiyonluğu’na adını yazdıracak!### Bekle Bizi Las Vegas! ###
Monopoly Türkiye Şampiyonu, bir arkadaşını da yanına alarak, 20-22 Ekim 2009 tarihlerinde gerçekleştirilecek Dünya Şampiyonası için şans, para ve eğlencenin sembolü rüya şehir Las Vegas’ın yolunu tutacak. Şampiyonumuz 15.000 $ para ödülünün yanı sıra Dünya Şampiyonluğu için yarışacak.
Lasvegasagidiyoruz.com sitesine gir hemen yarışmaya başla, final için yerini ayırt. Las Vegas seni bekliyor!
UNUTMA, HEYECAN DOLU ÖN ELEME TURU 2 MART’TA BAŞLAYACAK VE 9 NİSAN’A KADAR SÜRECEK!
Şair Paul Valery bir keresinde Albert Einstein’a fikirlerini kaydetmek için bir defter tutup tutmadığını sormuş. Einstein önce ona hayretle bakmış ve şuna benzer bir cevap vermiş:
Ah hiç lüzum yok ki. Aklıma nadiren bir fikir gelir.
Ama aklına gelenlerin de iyi olduklarını kabul etmek gerekir. Öyle görünüyor fikirlerin sayısındansa boyutu daha önemli.
Ne dersiniz?
Her sene olduğu gibi Türkiye Briç Şampiyonaları bu sene de Antalya da başlıyor. Şampiyona 10-18 Mayıs arasında Talya Convention Center’da yapılacak. Bende bu turnuvada olacağımdam dolayı bir süre burada yokum.
Briç ile ilgilenenler için Türkiye Briç Federasyonu’nun web sitesine giderek daha fazla bilgi alabilirsiniz.
Bilindiği gibi bilgisayar oyunlarının insanı egzersisten uzaklaştırdığı hantallaştırdığı gibi bit durum söz konusu. Nintendo Wii’nin son eklentisi Wii Fit ile Nintendo bu durumu değiştirmeye kararlı görünüyor. Biz de bu hafta sonu dolaşırken D&R’da Wii Fit’i gördük ve kısa bir kararsılıktan sonra kutuyu alarak evin yolunu tuttuk. İyi ki de yapmışız. Wii Fit oldukça eğlenceli.
Hollywood kendine yeni bir kaynak buldu ve onu sömürüyor. B u kaynak da süper kahramanlar. Gerçi bugüne kadar süper kahraman filmlerinin bir kaç istisna dışında iyi olduklarını söylemek zor. Ama sinema ve çizgi roman severler için neyse ki Iron Man kesinlikle bu istisnalar arasında.
Çizgi roman seven, okuyan ve süper kahramanlara bayılan biri olarak itiraf etmeliyim ki Iron Man ile bugüne kadar pek aram olmamıştı. Nedeni tam olarak bilemiyorum ama Iron Man beni hiç çekmemişti.
Hem Iron Man’e olan bu yabancılığımdan hem de süper kahraman filmlerinin kötü kalitesinden dolayı. filmi seyretmeye gittiğim zaman biraz şüpheliydim. Ama Iron Man beni memnun etti. Bir süper kahraman filmi çizgi roman uyarlamasında olması gereken her şeye sahip. Espri, kaba kuvvet, dahi ve çekici bir süper kahraman, güzel kadınlar. İşin iyi tarafı da bunların oldukça iyi bir araya gelmiş olması.
Film Tony Stark’ın nasıl Iron Man haline geldiğini anlatıyor. Bir nevi Batman Başlıyor tadında bir film ve en az onun kadar da iyi. Kaliteli bir oyuncu kadrosuna sahip. Robert Downey Jr. Tony Stark/Iron Man olarak çok iyi bir iş çıkarmış. Jeff Bridges ise zaten her zaman olduğu gibi kalitesini ortaya koymuş. Gwyneth Paltrow ise bir güzel olmuş.
Zaman zaman Tony Stark’ın demirden zırhını yapmasına biraz fazla zaman ayrılmış olmasına rağmen film oldukça güzel ve tatmin edici. Ben beğendim, tavsiye ederim.
Not: Iron Man’in çizgi roman sürümü ile filmi arasında bazı ufak değişiklikler olduğunu söylemek lazım. Ama ortaya iyi bir iş çıkmış.
Sinan’ın Notu: 8.5
Ek: Bu arada ben göremedim daha sonra Net’ten öğrendim. Eğer filmin yazılarından sonra da kalırsanız süpriz bir görüntü varmış.
Nike reklamları her zaman için oldukça eğlenceli ve güzel olurlar. Geçenlerde elime alttaki reklam filmi ulaşınca aklıma diğerleri de geldi. İşte Nike Football Reklamları
Take it to the next level
Bakış Açısı, İspanya’da bir barış konuşması yapmaya gelen Amerikan Başkanı’na yapılan bir suikasti ve onu korumakta olan gizli servis elemanlarının hikayesi anlatıyor. Tabii bu olaylar hem bu kişilerin, hem teröristlerin hem de bunlar dışında bir kaç kişinin bakış açılarından anlatılıyor.
Film adından da anlaşılacağı üzere değişik bakış açılarından aynı olayı anlatıyor. Açıkçası bence film oldukça iyi başladı. Hızlı bir başlangıç, değişik ve akıcı bir kurgu. Buraya kadar gayet güzel aynı olay, farklı kişilerin bakış açılarından birleşmeye başladıkça ortaya güzel bir durum çıkıyor. Bu süre içinde gerek aksiyon sahneleri gerekse efektler oldukça iyi. İhanetler göz önüne çıktıkça ve olaylar biraz açıklanmaya başladıkça film sizi biraz daha içine çekiyor.
Tam iyi bir film seyrettiğinizi sanırken, film birden yokuş aşağı gitmeye başlıyor. Bilinen klişeler, ve Jack Bauer taklidi bir durum içine giriyoruz. Neyse ki oyuncuların iyi olması ve hızlı aksiyon çekimleri gibi şeyler yüzünden bunların pek farkına varmıyorsunuz ama film ilk yarım saatteki performansından uzaklaşıyor.
İyi başlayıp, orta derecede devam eden film ortalama, hatta belki ortalama bir aksiyon filmi olma yolundayken filmin sonu geliyor. Açık söylemem gerekir ki filmin sonu bence bir filmde gördüğüm en kötü en idiotik sonlardan biri. Sanki birisi çıkıp da yönetmene “Hadi kardeşim zaamn doldu, iki dakika içinde bitir.” demiş gibi bir durum söz konusu.
Sinan’ın Notu: 6/10






Son Yorumlar