Ocak, 2008 arşivi

Ülkelerin petrol harcamaları, ve bir Honda Civic nerede kaça dolar?

Bu grafik Economist dergisinden alınmış. Hangi sayı bilemiyorum. Grafik her ülkenin günlük kaç litre petrol harcadığını ve sağ tarafta da bir Honda Civic’in deposunun çeşitli ülkelerde kaç paraya dolduğunu gösteriyor. Gerçi bu grafiğin pek bir yoruma ihtiyacı olduğunu da sanmıyorum. Dedikleri gibi “Bir resim, bin kelimeye bedel”

Ülkelerin petrol harcamaları

Eğer ülkelerin kişi başına petrol harcamasını görmek istiyorsanız buraya bakabilirsiniz.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Dünya, göktaşı ve BUM!

2007 tu24, 29 Ocak 2008′de Dünya’ya 538 bin kilometre uzaktan geçti.Ne zamandır her yerde Dünya’yı kılpayı sıyırarak geçen bir göktaşı’nın haberi var. “2007 tu24” adındaki, Dünya’ya 1985′ten bu yana en çok yaklaşan en büyük göktaşı, bu sabah Dünya’nın 538 bin kilometre uzağından geçip gitti. Aslında ne kadar şanslı olduğumuzu söylemeye gerek var mı bilemiyorum. Dünya’nın etrafından sürekli göktaşları geçip duruyor ve normal olarak bunlardan biri Dünya’ya çarpacak olsa hiç bir uyarı vermeyecektir. Bir göktaşı ısınana kadar gözle görülmez ve atmosfere girmeden de ısınmayacaktır. Zaten girdikten bir saniye sonra da yere çakılmış olacaktır. Ama ya Dünya’ya çarpsaydı ne olurdu. Öğrenmek için tıklayın

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Sokak Hayvanlarının Durumu ve Belediyeler

Evsiz Hayvanları ve Doğayı Koruma DerneğiHer gün bir sürü sokak köpeği, belediyeler tarafından sokaklardan toplanarak ya barınaklara götürülüyor ya da ormana bırakılıyor. Bu hayvanlar ormanda açlıktan ölüyorlar. Belediyelerin barınaklarında ise durum ormandakinden olduğundan daha da beter. Üstelik yasa gereği belediyeler, bu sokak hayvanlarını toplayıp rehabilite ettikten sonra aldıkları yere bırakmak zorundalar. Ama bunu yapmıyorlar.

Evsiz Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği, özellikle sahipsiz hayvanları korumayı, barınaklara gönüllü olarak yardımcı olmayı amaçlayan gönüllü bir kuruluş. Bu dernek ellerinden geldiğince yardım etmeye çalışıyorlar. Aşağıdaki yazı Evsiz Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği’nin sitesinin blogundan alınmıştır. Yorumu size bırakıyorum.

SARIYER BELEDİYE BAŞKANI YUSUF TÜLÜN’LE GÖRÜŞME

Geçen hafta, Sarıyer Belediye Başkanı Yusuf Tülün’ü ziyaret ettik. Sarıyer bölgesinde köpeklerin ormana atılması, köpeklerin yerlerine bırakılması için hayvan koruma gönüllüleriyle işbirliği yapılmaması, Kısırkaya’daki barınağa gönüllülerin alınmaması gibi konuları sorduk.

Yusuf Tülün bu konudaki sorularımıza cevap vermek yerine ezberini tekrarlamakta israr etti. Söylediklerini özetliyoruz:

Hayvanları Koruma Yasası baştan sona berbattır. Ben vatandaşın isteklerini yerine getiririm. Oyu insanlardan alıyorum. Vatandaş sokakta köpek istemiyor. NedenOrmana atılmış bir yavru onları yerine bırakayim. Hayvanları toplatırım, Kısırkaya’ya gönderirim, oradan da doğal ortamına- ormana- attırırım. Keşke itlaf kararı verilse, ben uygularım. O kadar işimiz var, köpeklerle uğraşıyoruz. Gönüllülerle işbirliği yapmam. Gönüllüler Kısırkaya Rehabilitasyon Merkezine giremezler. Bu iş merkezden çözülür. IBB ve valilik çözüm bulsun. Köpekleri toplayıp yerleşim alanlarının dışına atsınlar. Hayvanseverler istiyorsa gidip orada beslesinler köpekleri.

Ve tabii Sarıyer Belediyesi’de hayvan rehabilitasyon işinin bağlı oldugu Mesude Ozturk ve Meral Başaran da aynı fikirde: Insanlarin istemediği hayvanlar ormana atılır. Gerisi bizi ilgilendirmez. Tercümesi: Biz kanun filan dinlemeyiz.

5199 Sayılı Hayvan Hakları Yasasına göre; belediyeler sokak hayvanlarını kısırlaştırıp aşıladıktan sonra alındıkları yere bırakmakla yükümlüdürler. Hayvanların şehir dışına, ormanlara atılması suçtur.

Barınakların durumuSarıyer Belediyesine karşı, köpekleri kısır, aşılı ve sahipli olanlar dahil toplayıp ormanlara attarak kanunu ihlal ettiği için açtığımız iki dava devam ediyor. Kanuna aykırı uygulamayı durdurmak için hukuk mücadelemizi sürdürmeye kararlıyız. Hayvanların ormanlarda telef olmalarına izin vermeyeceğiz.

Lütfen bu insafsiz ve kanunsuz uygulamanın durdurulması için Yusuf Tülün’e yazın: ozelkalem@sariyer.bel.tr fax: 212 242 99 38

Not: Yusuf Tülin dışında bu kişilere yazabilirsiniz.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Ünlü dergilere kapak olmak çok kolay

Sinan Taga, National Geograhic’e kapak olduAslında Time, National Geographic, Maxim, Rolling Stones gibi ünlü ve popüler dergilerden birine kapak olmak o kadar da zor değil. Magmypic adında bir site size bu fırsatı sunuyor. Suratınızı Time’in ya da başa bir derginin kapağında görmek isterseniz tek yapmanız gereken resminizi siteye yüklemek ve oradakai dergi kapaklarından birini seçmeniz. Bir kaç basit adımda resminiz hazır.

Ayrıca isterseniz resmini bu siteyi kullanan kişilerin oylamasına da açabilirsiniz.

Şu an için site de 14 tane derginin kapağı mevcut. Sçyledikleri kadarıyla da yeni dergi kapakları eklemeye devam ediyorlar. Bu bedava hizmeti almak için tek yapmanız siteye gidip resminizi yüklemek.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Sandviç de nereden çıktı

Sandviç

Bir çok şeyi kullanırken nereden ve nasıl çıktıklarını bilmiyoruz, pek de merak etmiyoruz. Sandviç de bunlardan biri. Dünya’nın en popüler yemeklerinden biri olmasına rağmen bu garip ismin nereden çıktığını hiç merak ettiniz mi? Ben de etmemiştim. Diğer bir tutkum olan briç ile ilgili bir araştırma için internette dolaşırken birden karşıma çıktı. Artık sandviç ne demek, biliyorum. :)

18. Yüzyılda İngiltere’de Earl of Sandwich (Earl = Kont) John Montagu karnı çok acıktığı halde oynamakta olduğu briç oyununa ara vermek istememiş. Uşağından kendisine iki ekmek dilimi arasında et getirmesini istemiş. Bugün ise milyarlarca insan onun ismini kullanıyor.

John Montagu, 4th Earl of SandwichAçıkcası Sandwich kontunun o sırada hangi oyunu oynamakta olduğu hakkında bir fikir birliği yok, hatta çoğu yerde kumar oynamakta olduğu yazıyor ama olayın bu şekilde olduğu konusunda hemen hemen herkes aynı fikirde.

Tarihe ismini bırakmak için ilginç ama etkili bir yöntem.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Ben Efsaneyim (I am Legend) 2007

I am LegendBen Efsaneyim, öldürücü bir virüsten sonra Dünya’nın durumunu anlatıyor. Dünya nüfusunun büyük çoğunluğu ölmüştür, geriye kalanların ise neredeyse tümü bu virüs yüzünden, gün ışığına çıkamayan ve kana susamış vampirlere dönüşmüştür. Kahramanımız Robert Neville ise bağışıklığı olan çok küçük bir azınlıktandır.

Filmin konusu kısaca böyle. Açıkçası filmin fragmanını ilk kez izlediğim zaman büyük beklentilerim vardı. Hızlı bir açılış sahnesi beni mest etti. Ama daha sonra fil yavaş yavaş büyüsünü kaybetti. Hele filmin sonu bence en kötü kısmıydı. Ama yanlış anlaşılmasın Ben Efsaneyim kötü bir film değil. Sadece vaad ettiğini yerine getiremediğini düşünüyorum.

Will Smith, Robert Neville rolünde oldukça başarılı oyununa diyecek bir şey yok. Tek başına filmi götürüyor. Aslında film tek bir tür değil üç türün birleşmesi denilebilir. İlk olarak bir bilim/kurgu filmi, ikincisi bir korku filmi ve son olarak da bir aksiyon filmi. Ama belki de bu yüzden filmde hep bir şeyler eksik kalıyor.

New York’un terk edilmiş, harap görüntüsü ve bomboş bir Dünya görüntüleri son derece çekici ve ikna edici, ama aynı şeyi mutantlar için söylemek zor, tamam belki kötü değiller ama en azından son derece yapay duruyorlar.

Kıyamet sonrası filmler hep hoşuma gitmiştir. Ama nedense bu tür filmler sinemada kitaplarda olduğu kadar iyi ifade edilemiyorlar. Postacı (The Postman), Waterworld gibi filmler son derece zengin bir malzemeye sahiplerdi ama nedense filme aktarılınca hepside vasatı aşamadı. İtiraf etmeliyim ki Ben Efsaneyim burada bahsettiğim filmlerden daha iyi. Ama gene de Richard Matheson’ın romanının bu üçüncü uyarlaması pek de kitabın hakkını vermiyor. (Diğerl uyarlamaları The Last Man on Earth (1964) ve The Omega Man (1971))

Belki de bu kadar olumsuz görüşte olmamın sebebi filmden çok fazla beklentim olmasıydı. Yoksa aslında film kötü bir film değil. Ama bence asla bir klasik, bir kült olabilecek bir film değil. Oha! süper film olmuş diyemem ama gene de tavsiye ederim.

Sinan’ın Notu: 7

Filmin imdb sayfası

Wikipedia’da I Am Legend

Burada ve burada ise fragmanları seyredebilirsiniz.

Film ile ilgili çizgi roman ve kısa hikayeler için buraya bakabilirsiniz.

!! Dikkat !! Yorumlar filmin konusu ve sonu ile ilgili içeriğe sahip olabilirler.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Tarkan’ın kürkü ve ondan geriye kalan

Bu yazıyı ilk olarak arkadaşım Tolga Akyıldız’ın blogunda daha sonra da PETA‘nın sayfasında görünce buraya yazmaya karar verdim. Bildiğiniz (belki de bilmediğiniz) gibi PETA hayvanları ve haklarını korumaya çalışan kuruluşların başında geliyor. En son olarak da “Tell Turkish Prince of Pop Tarkan to Stop Wearing Fur” (Pop’un Türk Prensi Tarkan’a kürk giymeyi durdurmasını söyleyin.) adında bir kampanya daha başlatmış. PETA bu tarz kampanyaları Dünya’nın her yerinde uyguluyor.

Tarkan’ın kürkü ve geriye kalanlar.

Yeni albümünün kapağında kürkü ile poz veren Tarkan’a tepkinizi bildirebilirsiniz. Yazışma adresi:

Tarkan Tevetoglu
c/o Istanbul Plak Management
IMC 5.Blok No:5449
Unkapani/Istanbul
Turkey
+90 212 519 1893 (fax)

Örnek bir Türkçe yazı için Tolga’nın bloguna bakabilirsiniz. Peta’nın kampanya sayfası içinse buraya tıklayın.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Monopoly Dünya Şehirleri Oylaması

Monopoly Dünya Şehirleri VersiyonuMonopoly çok sevdiğim oyunlardan biridir. Bir kaç arkadaş toplanıp da oynamaya başlayınca tadına doyulmaz. Monopoly’nin aslında bir sürü farklı biçimi var. Star Wars’dan tutunda, NBA versiyonuna kadar neredeyse popüler her konu için bir sürümü var. Oyun aslında aynı oyun değişen sadece oyun sahası üzerindeki yerlerin isimleri. Açıkçası benim için en zevklisi hala orijinal olanı. Ama yeni bir sürüm oldukça çekici olmaya aday.

Bu yeni sürümün adı “Dünya Sürümü”. Bu sürümde oyun alanı üzerinde Dünya’nın çeşitli şehirleri yer alacak. Tabii Monopoly’nin lisansını elinde tutan Hasbro’da bir sürü şehir içinden hangilerini seçeceği konusunda kendisi karar vermek yerine, oyuncuların karar vermesi için (ve tabii promosyon için de) bir oylama açmış.

Buradaki adreste (veya Türkçe’si burada) Monopoly’nin bu yeni sürümünde olacak şehirler için bir oylama yapılıyor. Oylama 37 gün sonra sona erecek ve şehirler belli olacak. Türkiye’den İstanbul’da adaylar arasında. Bu tarz oylamaları milli mesele haline getirmeyi seven halkımız henüz olaya uyanmış gözükmüyor. Çünkü İstanbul henüz 20 şehir arasına girmiş değil. Gerçi durumu çok da fena değil, bu yazı yazıldığı sırada 23. sırada idi.

Eğer isterseniz, Monopoly’nin bu sürümü için açtığı oylamaya sayfasına giderek katılabilirsiniz. Listede var olan şehirlere oy verebilir veya istediğiniz bir şehri aday gösterebilirsiniz.

Yazı yazıldığı anda ilk 20 şehir şöyle idi.

Monopoly Dünya Şehirleri Oylaması, geçerli sıralama, renkler yerlerin değerlerini de gösteriyor.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Birlikten doğan kuvvet

Bilgisayarlar her gün daha da hızlanıyorlar. Bugünün masaüstü bilgisayarları, 40 sene öncesinin süper-bilgisayarlarından daha fazla işlem gücüne sahipler. Ama hala bazı işleri yapmak için yeterince işlemci gücü mevcut değil.

Örneğin çok büyük asal sayıları hesaplamak, Dünya ikliminin yıllar sonraki halini tahmin edecek simülasyonlar yapmak, dünya dışından gelen sinyalleri analiz etmek, proteinlerin nasıl katlandığını anlamak gibi işler genelde süper-bilgisayarların işi. Ama işlenecek veriler o kadar fazlaki, bunları işlemeye Dünya’daki sayılı bilgisayarlar yetişemiyorlar. İşte bu noktada devreye girerek yardımcı olabilirsiniz.

‘Birlikten doğan kuvvet’ başlıklı yazının devamı için tıklayın…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

En pahalı eBay hatası

Samuel Alsopp’s Arctic Ale 1852Elinizdeki bir şeyi eBay’de satarak bir sürü paralar kazanabilirsiniz. Ama gene de ne sattığınızı bilmenizde yarar var. Muhtemelen eski bir içki şisesini 304 dolara satan bir arkadaş da eski bir içkiden bir kaç yüz dolar kazanmayı hoş karşılamış olabilir.

Fakat sattığı şeyin ne olduğunu tam bilmeyerek biraz para kaybetmiş. Adamın sahip olduğu şey müze kalitesinde tamamen orijinal, iyi durumda Samuel Allsopp’s Arctic Ale adında bir içki. Bu içki 1852 yılında Sir Edward Belcher’ın Kutup keşif yolculuğu için üretilmiş özel bir bira. Söylenenlere göre bu bira şiseşi hakkında en çok şey yazılmış, en nadir ve en eski bira şişesiymiş. Tabii şişenin tarihçesi de yabana atılacak gibi değil. Bir de şişenin yanında, el yazısı ufak bir tarihçe bulunuyor.

Petere92346′ın eBay ilanıPetere92346 adlı kullanıcı bu bira şişesini “alsop’s arctic ale” (Normalde Alsopp çift “p” ile yazılıyor) olarak eBay’e koymuş 169 görüntüleme ve 2 artırma sonrasında 304 dolara satmış. Yanda eBay ilanın ekran görüntülerini burada ve burada bulabilirsiniz.

collctordan adlı kullanıcının ilanıŞişeyi 304 dolara satın alan collectordan adlı arkadaş, hatasız ve daha can alıcı bir başlıkla şişeyi tekrar eBay’e koymuş. Doğru başlık ve detaylı bir açıklama sayesinde ilanı 74,064 kere görüntülenmiş ve 157 artırma sonunda tam olarak 503,300 dolara satılmış.

Demek ki, önce eline geçeni bilemeden açık artırmaya koymak yerine biraz araştırma yapmak gerekiyormuş. Bir şeyi satmadan önce insanın elindekinin değerini anlaması gerekiyor. Sanırım Petere92346 adlı arkadaş bu dersi biraz pahalıya almış. :)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Youtube, Atatürk, sansür, özgürlük ve koyun gibi bir millet

Bugün akşam eve gelince farkına vardım ki Youtube‘a erişim gene yasaklanmış. Ankara Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral, Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurarak youtube.com sitesine erişimin engellenmesi talep etmiş. Sebebi ise Youtube.com’da Atatürk’e hakaret eden bir video olması. Bunun üzerine de Türk Telekom siteye erişimi DNS bazında yasaklamış. Herkese hayırlı olsun.

Bu sözde yasaklama bir çok yönden saçma ve bence şov amaçlı.

Birinci neden yasağın nedeni. Youtube yasakladın ne oldu? Hakaret eden videoyu sadece Türk’ler seyredemeyecek. Ne oldu yani kendi erişimizi yasaklayarak yapılan hakareti engellemiş mi olduk? Savcı Türk Telekom’dan internete bağlananların bu siteye erişimin engelleyince bütün Dünya’ya ders mi verdi? Bu tarz hakaret eden birisi varsa kendini kötü mü hissedecek? “Bir daha vallahi yapmam, bütün (ve sadece) Türkiye Youtube’a giremeyecek, çok üzgünüm” mi diyecek?

Bu olay için aklıma şu benzetme geliyor: Kalabalık bir ortamdasınız, adamın biri bağıra bağıra size küfrediyor veya sizi o topluma kötülüyor. Siz de buna tepki olarak kendi kulaklarınızı ve arkadaşlarınızın kulaklarını kapıyorsunuz.

İkincisi siteye erişimi engellemek ne demek? Bir video yüzünden milyonlarca videonun olduğu bir siteye erişimi engellemek niye? Ayrıca internet üzerinde video yayını yapabilecek tek ortam Youtube değil ki? Birisi videoyu alıp bir başka yere koydu diyelim, savcı oraya erişimi de mi yasaklayacak? Benim tavsiyem Türkiye’de Internet erişimini tümden yasaklasın daha kolay olur.

Üçüncü kendini bilmez biri Atatürk’e hakaret etti diye tüm Türkiye’ye bir yasak getirmesi. Atatürk adı kendini koruyamayacak mıdır ki bu kadar saçma sapan yasakların ardına saklansın. Atatürk’ün ismi, mirası bu kadar zayıf mıdır ki kendini bilmeyen birinin lafı yüzünden yıkılsın?

Dördüncüsü bir Cumhuriyet Savcısı’nın yani okumuş, aydın, bilgili ve özgürlüğü savunması gereken biri nasıl oluyor da böyle bir uygulama içinde bulunuyor? Hakareti yiyen benim ama benim savcım beni cezalandırıyor. Bravo.

Ama biz zaten bunu hak etmedik mi? Kendini bilmez, ne yaptığını bilmez adamlara paye verildiği için bu günlere gelmedik mi? Çok sayın! medyamız yüzünden buralara gelmedik mi? Gazete köşelerinde kendine gazeteci diyen adamlar internete sansürün doğru olduklarını savunmadılar mı? (Bakınız: Ali Saydam’ın Benim ‘blog’um da yok Facebook üyeliğim de! yazısı).

Diyorum ya, aslında biz bunları çoktan hakettik. Bu yasakçı zihniyet etrafı sararken sesimizi çıkarmadık. Kişisel özgürlükler sınırlanırken kimse sesini çıkarmadı. Bir ülke olarak sansüre, cehalete boyun eğerek bu günlere geldik.

Binlerce blogun, birbirinden faydalı yazıların olduğu, Dünya’nın trafiği en büyük sitelerinden Wordpress.com hala mahkeme kararı ile sansürlü, youtube.com’da kapalı ve bunun dışında sansürden payını alan bir çok site daha var. Yarın ne olacak, hoşumuza gitmeyen bir yazı var diye Wikipedia’ya erişimi de mi yasaklayacağız.

Bilmemiz ve anlamamız gereken bir şey var ki, sansür özgürlüğün en temel düşmanlarından biridir. Cehalet içinde hiç bir şeyi umursamayan, koyun gibi bir millet olmaktan kurtulmamız gerekiyor.

Bir de merak ediyorum sözde Atatürk’ü savunduğunu iddia edenler acaba onu neden hiç anlamıyorlar?

Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

Mustafa Kemal Atatürk

Bu arada Telekom’un sansürü sadece yüzeysel. Burada Wolkanca youtube’a (ve diğer Türk Telekom sansürlü sitelere) girmeniz için bir iki yöntem göstermiş. Bir yöntemde burada var.

Ayrıca isterseniz burada Türk Telekom sansürü ile ilgili bir yazı var.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Dünyanın insanlar için en tehlikeli 10 hayvanı

Gezegenimizi paylaştığımız hayvanların çoğu insanlar için büyük tehlike oluşturabilirler. her ne kadar bu çlümcül karşılaşmalar genelde insanın suçu olsa da her sene bir sürü insan bu hayvanların yüzünden ölmektedir. Bu karşılaşmaların sebebi genellikle hayvanların bölgesine giren ve onların yaşam alanına müdahele sebebi ile meydana gelmektedir.

İşte Dünya’daki en tehlikeli 10 hayvan:

‘Dünyanın insanlar için en tehlikeli 10 hayvanı’ başlıklı yazının devamı için tıklayın…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu