Fragmanlarını seyreden biri Krallık filmine gidince hareketli, kalitelli bir aksiyon filmi bekliyor. Aslında film öyle de başlıyor. Özellikle filmin giriş kısmı, FBI’ın oraya gitmesine sebep olan patlama kısmına kadar oldukça ilginç bir film. Ama film ilerledikçe bu “güzel bir film oluyor galiba” umudundan giderek uzaklaşıyor.
Film kısaca Suudi Arabistan’daki Amerikan petrol şirketlerinde çalışanların ve ailelerinin oturduğu bir siteye terörist bir saldırı olması ile başlıyor. FBI’ın bir ekibi olayları incelemek üzere bir şekilde Arabistan’a gidiyor. Burada kültür çatışmaları ve diplomatik engeller altında olayı çözmeye çalışıyorlar. Bu süre içinde onlara bir Suudi polis albayı yardımcı oluyor.
‘Krallık (2007)’ başlıklı yazının devamı için tıklayın…

Düşündüm, düşündüm Atatürk hakkında yazacak pek birşey bulamadım. Bulamadım derken olmadığından değil, nereden başlasan bir yerleri eksik kalıyor. Onun için bende onu en iyi anlatan sözün gene onun ağzından çıkan bir söz olduğuna karar verdim. Başka da yoruma gerek yok zaten.
“Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin: Hiç kimseyi aldatmayacaksın. Ülke için gerçek amaç ne ise, onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır; herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, fakat sen buna karşı direneceksin. Önüne sonsuz engeller de yığacaklardır. Kendini büyük değil, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin.”
M.Kemal ATATÜRK
Panterler kedi ailesinin kaplan, aslan ve jaguar ile beraber “büyük kediler” grubunu oluşturan 4 üyesinden biridir.
Panthera Pardus Tulliana, yani Anadolu Parsı veya Anadolu Panteri ise on binlerce yıldır Anadolu’yu vatan edinmiş bir panter türü. Dahası sadece burayı vatan edinmiş değil, Anadolu’da evrimleşerek bir tür haline gelmiş sadece ve sadece Anadolu’ya özgü bir tür. Çumra Ovası’ndaki 9000 yıllık Çatalhöyük evlerinin duvarlarında resimleri bulunan, bereketi simgeleyen şişman kadın heykelciğinin kollarının altında duran, yani on binlerce yıldır Anadolu’nun kendine özgü büyük kedisi.
‘Son Anadolu Panteri ve Benekli’nin hikayesi’ başlıklı yazının devamı için tıklayın…
İnsan bazen itiraf.com‘da çok komik şeylerle karşılaşıyor. İşte birkaç tanesi:
Hortum
Bir büfede günlük gazetelere bakıyorum. O sırada büfeye bir kadın yaklaşıyor ve önce bir kutu kola istiyor. Sonra da pipet isteğini aynen şu cümleyle bizlerle paylaşıyor: ”Hortum var mı?” Sevgili itirafçılar, lütfen bekleyin, hemen alkışlarınızı bu hanımefendi için harcamayın zira asıl alkışı, kendisinden hortum isteyen bu hanımefendi karşısında soğukkanlılığını son ana kadar koruyarak ona ”Hortum yok hanım abla, ama boru var, onu vereyim işini görecekse” diyen bıyıklı, göbekli, sempatik büfeci hak ediyor.
Öncelik
Evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşının ”benden önce biriyle oldun mu?” sorusuna, ”buraya gelmeden önce mi?” cevabını vererek evlilik umutlarını magmalara atan hatunun gerçek sarışın olduğunu söylememe bilmem gerek kaldı mı?
Bilinçli tüketim, bilinçli üretimle olur
tipsytipsy, Erkek , 29 , İstanbul 27 gün 9 saat önce gönderdi.
18.000 YTL kredi kartı borcum olduğunu öğrenen babamın ilk tepkisi; ‘Keşke korunsaydım’.
Www.candundar.com.tr Can Dündar’ın kişisel sitesi. Aslında site Ocak 2006′da açılmış ama ben yeni rastladım. Can Dündar’ın yazılarını gazete dergi yerine buradan takip etmek isterseniz bir göz atın derim. Sitede Can Dündar’ın yazıları ve kendisiyle ilgili bilgiler yer alıyor. Yazılarını okumak istiyorsanız ziyaret edebilirsiniz. Gerçi sitenin dizaynı tasarımı beni biraz rahatsız etti ama gene de bir göz atın derim.
Hatta kendi otobiyografisinden kısa bir alıntı size:
Usluydum.
Sabah bir koltuğun üzerine bırakırlar, akşam gelip oradan alırlardı.
Utanılacak kadar normaldim. Hiçbir oyuncağımı kırmadım, zil çalıp kaçmadım, Ayşegül’lerimi yırtmadım. Şimdi onları tek tek oğlum yırtıyor.
Pazar’ları Ankara’da banyo günüydü. Koca odun parçalarıyla zor yanan kazanların kaynar sularında tuğla büyüklüğünde yeşil sabunları kafama yiye yiye yıkandım.
Babamdan fiske yemedim, ama annem feci keseler ve vurdu mu çınlatırdı.
Babamla 6. yaşgünümde-Lunaparkta alnıma yazısını bırakan kazanın izlerini silmeye çalışıyoruz.(16.06.1966)Ulus’ta Santral Bebe’den giyinirdim. 5 yaşımda teyzem beyaz puantiyeli kırmızı gömleğimin üzerine maşrapayla su dökünce ilk kez intiharı düşündüm. Sonra vazgeçtim.
Bugün arkadaşlarım Tolga ve İlker’i ziyarete gittim ve bu ziyaret sırasında bana OGS hakkında bir hikaye anlattılar. Bunu sizinle paylaşmak istedim. Nede olsa kamuyu bilgilendirmek görevimiz.
Tolga İstanbul’un Avrupa yakasında yaşayan fakat işi Anadolu yakasında olan biri. Köprüyü geçmek için mecburi olan KGS veya OGS sistemlerinden OGS’yi tercih etmiş. Ziraat Bankası’na giderek buradan OGS için anlaşma yapıyor. İlk depozit olan 50 YTL’yi veriyor ve daha sonra kredisi azalırsa kredi kartından çekilmesi için anlaşarak ayrılıyor.
Buraya kadar herşey normal. Fakat birkaç zaman sonra kredisi azalıyor. Tolga’nın içi rahat çünkü kredisi azaldığı zaman Ziraat Bankası kredi kartından gerekli miktarı çekecek. Fakat gel zaman git zaman OGS sistemi devamlı “kredi az” uyarısı vermeye devam ediyor. Tolga da kredi kartı ekstrelerine bakarken dikkatini çekiyor ki kredi kartından hiçbir para çekilmemiş ve 500 YTL. civarında para cezası var. Durumu açıkladığında birşey yapılamayacağı cevabını alıyor ve bir de, üzerine, bunun kendi hatası olduğu yönünde bir azar işitiyor.
Kuzu kuzu borcunu ödemek için bankadaki kıza bu borç ödemesini kredi kartı ile yapıp yapamayacağını soruyor. Evet cevabı karşısında da kredi kartını veriyor, makbuzunu alıp evine dönüyor. Daha sonra ise Ziraat Bankası’ndan kredi kartından parayı çekemediklerini söyleyen bir telefon alıyor. Çünkü uygulamaya göre sistem buna izin veriyormuş ama kredi kartlarından borç ödemesi alınamayacağı için kredi kartları işlemi onaylamıyormuş. İşi para olan bir banka bunları da bilmezse ne iş yapar?
İlker de aynı dertten muzdarip. Neyse ki o sadece 50 YTL. borç ile kurtulmuş.
Sonuçta siz siz olun gişelerden kredi azaldı uyarısı alınca borcunuzun kredi kartından alınması yönünde bir uygulama içindeyseniz derhal durumuzunu kontrol edin. Yoksa bir anda bir sürü ceza vermek durumunda kalabilirsiniz.
İnternet’te gezerken bu sefer karşıma agloco.com (meraklılar için a global community’nin kısaltması) diye bir site çıktı. Oturduğun yerden para kazanmak deyimine yeni bir anlayış getiren bir uyguluma. Internet’te dolaştığınız süreye göre Agloco size belli miktarda bir para veriyor. Ayrıca sadece kendi saatleriniz için değil tavsiye ettiğiniz kişilerin saatleri ile de para kazanabiliyorsunuz. Yani bir nevi saadet zinciri.
Agloco bu parayı reklam verenlerden alıyor ve sizinle paylaşıyor. Bu paradan pay alabilmek için tek yapmanız gereken agloco.com ve “viewbar” denilen küçük çubuğu kurmak. Böylece çubuk açık olduğu sürede internette gezerken para kazanıyorsunuz. Çubuk öyle kocaman falan değil, Windows’un görev çubuğundan daha büyük değil ve dolayısı ile ekranda çok az yer kaplıyor.
Aslında bu çok da yeni bir fikir değil. Bilgisayarınıza zorla giren ve kaldırmak için bir sürü çaba isteyen casus programlarla benzer bir mantığı var. Ama Agloco’nun çok önemli bir farkı var. Tamamen sizin isteğinize kalmış bir program, istediğiniz zaman açmakta, istediğiniz zaman ise kapatmakta serbestsiniz. Böylece gizlilik ilkeleri çiğnenmiyor. Bilgisayarınıza sizin izin verdiğiniz dışında bir şey yüklenmiyor. Ayrıca istediğiniz zaman da sistemden kaldırabilirsiniz.
Para kazanma durumunu ise bir örnekle açıklamakta yara var. Varsayın ki 10 kişiyi direkt olarak öneriyorsunuz ve bu 10 kişi de sisteme katılıyorlar. Bu hepsininde ortalama üç kişiyi iye yaptığını düşünün. Böylece herkes internette gezdiği oranda para kazanıyor. Tabii ki direkt önerilenlerden daha fazla onların önerdiklerinden daha az kazanıyorsunuz. Burada bir hesap makinesi var kaç kişiyi önerdiğinize göre size toplam saatinizi veriyor. Fakat bu saatler için kazandığınız oran devamlı değişiyor.
Yapmanız gereken üye olmak, bir çok kişiyi önermek ve viewbar’ı ayda en az 5 saat kullanmak ve üye olanlara kullandırtmak. Böylece oturduğunuz yerden para kazanacaksınız. Ödemeler ise paypal aracılığı ile hesabınıza yatıyor.
Kayıt olun, ve size verilen numarayı hemen arkadaşlarınıza vererek kazanın. Arkadaşlarınız kaydolurken bu numarayı “referral” kısmına girmeyi unutmasın yoksa kayıtlarının size bir faydası olmaz.
Google şu an için dünyanın en popüler arama motoru. Hatta öylesine ki İngilizce’de bir fiil olarak dilde yerini almış durumda. Ama Google ile basit aramalardan daha fazlasını yapabilirsiniz.
Ama maalesef bu arama türlerinin çoğu Türkçe Google tarafından anlaşılmıyor. Ama gene de yaralı pek çok var.
‘Google ile daha fazlası’ başlıklı yazının devamı için tıklayın…
Bugün sevgili sevgilim ile beraber 3:10 Yuma adlı filme gittik. Bilmeyenler için film kısaca bir western filmi. Aslında yeni bir film değil, aynı adlı 1957 filmin yeniden yapımı. Artık neredeyse hiç film üretilmeyen bir türde, hatta sadece film olarak oldukça iyi bir örnek.
Konu kısaca şöyle; Ben Wade (Russell Crowe) bir sürü suçtan aranan bir suçludur. Bir gün yakalanır ve onu Yuma hapishanesine götürecek trene kadar götürmek gerekmektedir. Fakat bu Wade’in çetesinin onu kurtarmaya çalışması yüzünden tehlikeli bir iştir. Kimse katılmak istemez. O sırada orada olan çiftçi Daniel Evans (Christian Bale) çiftliğini kurtaracak para karşılığında Wade’i trene kadar götürmeyi kabul eder.
’3:10 Yuma’ başlıklı yazının devamı için tıklayın…
Bundan tam 50 yıl önce bugün, Laika adında bir köpek dünyadan çıkıp yörüngeye giren ilk canlı oldu. Asıl adı Kudryavka” (Küçük Kıvırcık) olan Laika bir sokak köpeği idi. Sokaklardan alınarak Ruslar’ın uzay programına sokuldu ve en sonunda 3 Kasım 1945 Rus uzay aracı Sputnik 2 ile uzaya doğru dönüşü olmayan bir yola çıktı.
Laika’nın geri dönmesi zaten planlanmamıştı. Uzay yarışında Amerika’yı geçmeyi kafasına koyan Ruslar’ın acele ile inşa ettiği bir çamaşır makinesinden daha büyük olmayan Sputnik 2 sadece atmosferin dışına çıkmak amacı ile yapılmıştı.
‘Laika, uzaydaki ilk dünyalı’ başlıklı yazının devamı için tıklayın…
Son Yorumlar